Ressam Osman Hamdi Bey'in 1880'lerde İstanbul'da açtığı atölyelerde öğrencilerin ruh haline göre renk seçmeleri istediğini biliyor musunuz, aslında o zamanlar sanat terapisi diye adlandırılmasa da yapılan tam da buydu. Bugün psikiyatristler ve terapistler resim, müzik, dans yapmanın dopamin seviyesini artırdığını biliyorlar—sinirler rahatladığında yaratıcılık da açılıyor. Türkiye'de son beş yılda klinik psikoloji bölümlerine sanat terapisi dersi eklenmeye başladı, ama hala üniversite hastanelerinin çoğunun kapısından geri çevirilen hastalar var. Kültürel olarak baktığımızda da ilginç durum ortaya çıkıyor: Batı'da birey merkezli terapi normalken, bizde toplum içinde "normal" olmak baskısı var—bir insan boş zamanında resim yapıyorsa "işsiz misin" sorusu geliyor. Oysa sanat terapisi sadece iyileşmek değil, kendini tanımak da. Ülkemizde bu anlayış oturması için kültürel değişim kadar kurumsal destek de lazım—sadece birkaç özel terapistin değil, devlet hastanelerinin de kapılarının açılması gerekiyor.
00