Geçen yaz Kadıköy’deki kafenin bir köşesinde, 16-17 yaş grubundan yedi kişilik bir ekibin, saatlerce Valorant üstüne tartıştığına şahit oldum. Adamlar turnuvaları, oyuncu transferlerini, hatta sponsorluk işlerini, borsadaki hisse konuşur gibi konuşuyorlar. Oyun artık sadece oyun değil, iş kolu, sosyal çevre, bazen de statü. Ama işin ucunda gece 3’te ekran başında ömrünü tüketenler de var; okulu takmayan, hayata “bir gün pro olurum” diye tutunan tipler. Şunu net gördüm: Espor, doğru yönlendirilirse müthiş bir motivasyon ve takım çalışması aracı; ama ipin ucu kaçarsa, gençleri realiteden koparıp yalnızlaştırıyor. Ebeveynler ve öğretmenler hâlâ olayı “oyun bağımlılığı” diye küçümsemeyi bırakmadıkça, daha çok çocuk dijital dünyada kaybolacak gibi.
00