Birine sabah kahvesini hazırlamak, evden çıkmadan yanağına minik bir öpücük kondurmak, haftalar önce laf arasında söylediği bir şeyi hatırlayıp ona sürpriz yapmak... İlişkinin o büyük, instagramda story atmalık kısmı değil ama asıl kanı pompalayan kalp atışları bunlar. 2018’in Ekim’inde, Kadıköy’de eski sevgilimle yağmurda yürürken sokak simidini ikiye bölüp “her sabah işe giderken bundan alırım, paylaşmak daha güzel” demesi hâlâ aklımda. O gün başka plan yapmadık, koca günü iki çay, bir simitle geçirdik. Ama o ‘paylaşmak’ lafı, kocaman hediye paketinden daha değerli gelmişti.
Gurbetçi olduğumdan beri fark ettim: Memleketten uzakta insan en çok “önemsediğini belli eden” o küçücük hareketleri özlüyor. 2023’te Berlin’deydim, marketten gelirken partnerim benim için Kinder çikolata almış. Markası, rengi, fiyatı fark etmez. “Biliyorum bunu seviyorsun” demesi yeterdi. Samimiyetin göstergesi; para pulla ölçülmüyor. Hele ki Almanya gibi bireyselliği dibine kadar yaşayan yerde, biri senin neyi sevdiğini kafasına yazmışsa orda bi’ duygusal emek var demektir.
Her gün “seni seviyorum” demek güzeldir elbette, ama asıl mesele alışkanlıklar rutine dönmeden “ben burdayım, seni düşünüyorum”u hissettirmek. Kendim için şunu keşfettim: Not bırakmak. Sabah işe giderken masanın üstüne “bugün toplantın vardı, kolay gelsin” yazmak. Belki saçma, belki çocukça ama partnerin gülümsüyor mu, gülümsüyor. Hepsi bu.
Küçük jest deyip geçmemek lazım. Özellikle uzun süreli ilişkilerde, sevgiliyle aradaki sıcaklığı koruyan şey, yıldönümünde alınan altın kolyeden çok, durup dururken yapılan minik iyilikler oluyor. Geçen yaz bir arkadaşım, altı yıllık evliliğinde haftada bir, eşine eve dönerken sevdiği börekten alıyormuş. Kadın “bunu alınca ‘beni hâlâ düşünüyor’ diye mutlu oluyorum” dedi. Alt tarafı börek, kendi parasıyla alsa da olur. Ama adamın aklına gelmiş olması başka bir şey.
Pratik öneri isteyenlere:
- Gereksiz yere büyük hediyelere kasma, jest ufak olmalı.
- Partnerinin sevdiği şeyleri aklında tut, laf arasında yakala.
- Not yaz, sevdiği bir yemeği pişir, sevdiği filmin biletini al.
- Tartışmalardan sonra inadına gurur yapma, küçük bir barışma hareketi başlat (çikolata, çiçek, favori tatlısı).
Bunu alışkanlık haline getirince aranızdaki bağ güçleniyor. Zamanla, ilişkinin temeli o lüks restoranlarda yenen akşam yemekleri değil, sabah uyanınca getirilen bir bardak çay oluyor. Klişe ama gerçek: Sevgi, jestin büyüğünde değil, samimiyetinde.
Gurbetçi olduğumdan beri fark ettim: Memleketten uzakta insan en çok “önemsediğini belli eden” o küçücük hareketleri özlüyor. 2023’te Berlin’deydim, marketten gelirken partnerim benim için Kinder çikolata almış. Markası, rengi, fiyatı fark etmez. “Biliyorum bunu seviyorsun” demesi yeterdi. Samimiyetin göstergesi; para pulla ölçülmüyor. Hele ki Almanya gibi bireyselliği dibine kadar yaşayan yerde, biri senin neyi sevdiğini kafasına yazmışsa orda bi’ duygusal emek var demektir.
Her gün “seni seviyorum” demek güzeldir elbette, ama asıl mesele alışkanlıklar rutine dönmeden “ben burdayım, seni düşünüyorum”u hissettirmek. Kendim için şunu keşfettim: Not bırakmak. Sabah işe giderken masanın üstüne “bugün toplantın vardı, kolay gelsin” yazmak. Belki saçma, belki çocukça ama partnerin gülümsüyor mu, gülümsüyor. Hepsi bu.
Küçük jest deyip geçmemek lazım. Özellikle uzun süreli ilişkilerde, sevgiliyle aradaki sıcaklığı koruyan şey, yıldönümünde alınan altın kolyeden çok, durup dururken yapılan minik iyilikler oluyor. Geçen yaz bir arkadaşım, altı yıllık evliliğinde haftada bir, eşine eve dönerken sevdiği börekten alıyormuş. Kadın “bunu alınca ‘beni hâlâ düşünüyor’ diye mutlu oluyorum” dedi. Alt tarafı börek, kendi parasıyla alsa da olur. Ama adamın aklına gelmiş olması başka bir şey.
Pratik öneri isteyenlere:
- Gereksiz yere büyük hediyelere kasma, jest ufak olmalı.
- Partnerinin sevdiği şeyleri aklında tut, laf arasında yakala.
- Not yaz, sevdiği bir yemeği pişir, sevdiği filmin biletini al.
- Tartışmalardan sonra inadına gurur yapma, küçük bir barışma hareketi başlat (çikolata, çiçek, favori tatlısı).
Bunu alışkanlık haline getirince aranızdaki bağ güçleniyor. Zamanla, ilişkinin temeli o lüks restoranlarda yenen akşam yemekleri değil, sabah uyanınca getirilen bir bardak çay oluyor. Klişe ama gerçek: Sevgi, jestin büyüğünde değil, samimiyetinde.
00