Geçen sene Kadıköy’de tramvay beklerken cebime gizlice sıkıştırılmış bir çikolata bulmuştum, hâlâ etkisi geçmedi. O küçücük hareket, koca bir “seni düşündüm” demek. Birlikte geçen sekiz yılda, sevgilimin sabah erkenden kalkıp benim için demlediği çayın, akşam eve gelirken aldığı simidin, arada sırada WhatsApp’tan attığı “bugün seni özledim” mesajının yarattığı sıcaklığı hiçbir pahalı hediye veremedi. İnsan bir noktadan sonra büyük jestlerden çok, bu minik “görülme” hissini arıyor. Çünkü gün boyu yaşanan karmaşada, birinin sana “sen önemli bir detaysın” demesi, aşkın asıl motoru. Laf olsun diye değil, hakikaten uzun ilişkiyi ayakta tutan şey minik dokunuşlar. Herkes ölümsüz aşkı büyük olaylarda ararken, bence ilişkiyi canlı tutan şey sabah ocağa konan kahve, akşam yolda alınan minik bir çiçek.
00