Oturup sabaha kadar derdini anlatırsın, karşı taraf “hı hı” deyip telefona bakıyorsa, orada iletişim falan yoktur. Bu iş hakikaten iki kişilik. Yıl 2023, Berlin’de yaşıyorum, sevgilimle tartışırken fark ettim ki, mesele “ben haklıyım” diye bağırmak değil, derdini net ve dürüst şekilde anlatabilmek. Adam gibi dinlemeyi bilmek de bunun yarısı zaten.
Bir keresinde, yemek yaparken patates yerine yanlışlıkla elma doğramışım, sevgilim “çok yorgunsun galiba” dedi. Eskiden olsa “beni hiç anlamıyorsun!” diye tartışma çıkardı. O gün “evet, cidden dağıldım, kızmak hakkın” dedim, konu 2 dakikada kapandı. Bazı günler, doğru cümle “haklısın” demek. Ego yutmak, ilişkiyi kurtarıyor.
Döngüye giren tartışmalar var, hani sürekli aynı noktaya gelinen. Orada genelde ya kendini tekrar ediyorsun, ya da karşındakinin ne dediğini hiç duymuyorsun. Ben, tartışma çıkınca sorun çözülmeden uyumam, yıllardır bu kuralı uygularım. 2022’de Kadıköy’de bir kavgada gece 03.00’e kadar konuştuk, o yorgunlukla sabaha barışık uyanmak gibisi yok.
Bir de, kahve içip karşılıklı oturup “seni gerçekten dinliyorum” demek var. Göz teması, telefonu çekmeceye kaldırmak, o sırada başka hiçbir şeyle ilgilenmemek. O kadar basit ama o kadar ihmal edilen bir şey ki. Haftada bir gün, 1-2 saat bu şekilde konuşmak, ilişkinin havasını değiştiriyor. Denemeyen anlamaz.
Şu “sen hep böylesin”, “zaten şöyleydin” gibi genellemeler ise ilişkinin çivisini çıkarıyor. O laf çıktığı an, karşı taraf savunmaya geçiyor, o andan sonra kimse kimseyi duymuyor zaten. Arada sırada da olsa, “ben kendimi böyle hissediyorum” diye anlatmak var, suçu karşıya atmadan.
Kısaca:
- Net ve açık olacaksın. Susup karşı tarafın anlamasını beklemek, boşa kürek.
- Dinlemeyi bileceksin, lafını bölmeyeceksin.
- Empati şart. “Ben olsam ne hissederdim?” diye sormak, klişe ama işe yarıyor.
- Tartışmada haklı çıkmaya değil, gerçekten anlamaya çalışacaksın.
- Haftada bir, “sadece konuşma” seansı müthiş iş görüyor.
Çift terapistleri zaten bu taktikleri satıyor, ama evde de uygulanabilir. Öyle mucize teknik yok. Dürüstlük, sabır ve arada bir egoyu kenara bırakmak, bence asıl mesele bu. Denenmiş, test edilmiş, işe yarıyor.
Bir keresinde, yemek yaparken patates yerine yanlışlıkla elma doğramışım, sevgilim “çok yorgunsun galiba” dedi. Eskiden olsa “beni hiç anlamıyorsun!” diye tartışma çıkardı. O gün “evet, cidden dağıldım, kızmak hakkın” dedim, konu 2 dakikada kapandı. Bazı günler, doğru cümle “haklısın” demek. Ego yutmak, ilişkiyi kurtarıyor.
Döngüye giren tartışmalar var, hani sürekli aynı noktaya gelinen. Orada genelde ya kendini tekrar ediyorsun, ya da karşındakinin ne dediğini hiç duymuyorsun. Ben, tartışma çıkınca sorun çözülmeden uyumam, yıllardır bu kuralı uygularım. 2022’de Kadıköy’de bir kavgada gece 03.00’e kadar konuştuk, o yorgunlukla sabaha barışık uyanmak gibisi yok.
Bir de, kahve içip karşılıklı oturup “seni gerçekten dinliyorum” demek var. Göz teması, telefonu çekmeceye kaldırmak, o sırada başka hiçbir şeyle ilgilenmemek. O kadar basit ama o kadar ihmal edilen bir şey ki. Haftada bir gün, 1-2 saat bu şekilde konuşmak, ilişkinin havasını değiştiriyor. Denemeyen anlamaz.
Şu “sen hep böylesin”, “zaten şöyleydin” gibi genellemeler ise ilişkinin çivisini çıkarıyor. O laf çıktığı an, karşı taraf savunmaya geçiyor, o andan sonra kimse kimseyi duymuyor zaten. Arada sırada da olsa, “ben kendimi böyle hissediyorum” diye anlatmak var, suçu karşıya atmadan.
Kısaca:
- Net ve açık olacaksın. Susup karşı tarafın anlamasını beklemek, boşa kürek.
- Dinlemeyi bileceksin, lafını bölmeyeceksin.
- Empati şart. “Ben olsam ne hissederdim?” diye sormak, klişe ama işe yarıyor.
- Tartışmada haklı çıkmaya değil, gerçekten anlamaya çalışacaksın.
- Haftada bir, “sadece konuşma” seansı müthiş iş görüyor.
Çift terapistleri zaten bu taktikleri satıyor, ama evde de uygulanabilir. Öyle mucize teknik yok. Dürüstlük, sabır ve arada bir egoyu kenara bırakmak, bence asıl mesele bu. Denenmiş, test edilmiş, işe yarıyor.
00