Eşimle 2022’nin yazında, Bodrum’da tatildeyken birbirimizi yanlış anladığımızı fark ettik. Dışarıdan iki medeni insan gibi görünsek de, içimizde fırtına kopuyordu. Bir akşam “Niye surat asıyorsun?” diye sormakla, “Surat asmıyorum, sen öyle hissediyorsun” demek arasında bir uçurum var. Orada dank etti: Kendi kafamda kurduğumu iletişim sanıyormuşum, oysa karşımdakine ne geçtiği meçhul.
O günden beri tek bir altın kuralım var: Duyduğumu değil, anladığımı tekrar etmek. “Yani bana kızgınsın çünkü dün gece telefonla fazla oyalandım, doğru mu?” diye özetliyorum. Karşımdaki “evet” derse devam, “hayır” derse tekrar anlatıyor. Bu yöntem, tartışmayı uzatmıyor aksine kısaltıyor. Çünkü zihin okumakla vakit kaybetmiyorsun; mesaj netleşiyor.
Karşılaştırmalı bakınca iki tarz var: Birincisi, klasik Türk usulü “anlarsın işte,” sus-pus bekleyenler. Diğeri, Batılıların “açık iletişim” dediği doğrudanlık. İlkinde pasif agresiflik tavan yapıyor, herkes tripte. İkincisinde bazen fazla açık olunca, “soğuk musun, neden bu kadar düz?” tepkisi geliyor. Benim günlük hayatta gözlemlediğim, İstanbul’da yaşayan çiftlerin yüzde 70’i hâlâ birinci yolu tercih ediyor. Ama şehir değiştikçe, mesela Berlin’de veya Amsterdam’da yaşayan gurbetçi çiftlerde doğrudanlık daha yaygın. Çünkü orada lafı dolandırmak enerji kaybı.
Bir de zamana bırakma meselesi var. “Biraz bekle, kendiliğinden geçer” kültürüyle büyüdük. Halbuki üstü örtülen problem çürümeye bırakılmış elma gibi. Ben bir ara denedim, üç gün sonra daha büyük patladı. Şimdi canım sıkılsa bile, hemen konuşup üstünü temizliyorum.
Somut teknikler isteyenlere:
- Ne hissettiğini açık söyle. “Kırıldım”, “Endişelendim”, “Sinir oldum” gibi.
- Suçlayıcı dilden kaçın. “Sen hep böylesin” deyince savunmaya geçiyor. Onun yerine “Bunu yaptığında şunu hissettim” de.
- Bazen yazılı iletişim işe yarıyor. WhatsApp’ta uzun uzun anlatınca yüz yüze söyleyemediğini kolayca dökebiliyorsun.
- Mizah işe yarar. Tansiyon yükselince bir espriyle ortam yumuşar. Geçen ay kavga büyümesin diye “Şu an Star Wars’da karanlık tarafa geçmek üzereyim” dedim, ikimiz de güldük.
Özet değil ama son söz: Partnerin gerçekten duyduğunu hissettirmek, lafı dolandırmamak ve yeri geldi mi mizahı kullanmak hayat kurtarıyor. Kendi evliliğimde iletişimi düzeltmeseydim şu an ayrıydık, orası kesin.
O günden beri tek bir altın kuralım var: Duyduğumu değil, anladığımı tekrar etmek. “Yani bana kızgınsın çünkü dün gece telefonla fazla oyalandım, doğru mu?” diye özetliyorum. Karşımdaki “evet” derse devam, “hayır” derse tekrar anlatıyor. Bu yöntem, tartışmayı uzatmıyor aksine kısaltıyor. Çünkü zihin okumakla vakit kaybetmiyorsun; mesaj netleşiyor.
Karşılaştırmalı bakınca iki tarz var: Birincisi, klasik Türk usulü “anlarsın işte,” sus-pus bekleyenler. Diğeri, Batılıların “açık iletişim” dediği doğrudanlık. İlkinde pasif agresiflik tavan yapıyor, herkes tripte. İkincisinde bazen fazla açık olunca, “soğuk musun, neden bu kadar düz?” tepkisi geliyor. Benim günlük hayatta gözlemlediğim, İstanbul’da yaşayan çiftlerin yüzde 70’i hâlâ birinci yolu tercih ediyor. Ama şehir değiştikçe, mesela Berlin’de veya Amsterdam’da yaşayan gurbetçi çiftlerde doğrudanlık daha yaygın. Çünkü orada lafı dolandırmak enerji kaybı.
Bir de zamana bırakma meselesi var. “Biraz bekle, kendiliğinden geçer” kültürüyle büyüdük. Halbuki üstü örtülen problem çürümeye bırakılmış elma gibi. Ben bir ara denedim, üç gün sonra daha büyük patladı. Şimdi canım sıkılsa bile, hemen konuşup üstünü temizliyorum.
Somut teknikler isteyenlere:
- Ne hissettiğini açık söyle. “Kırıldım”, “Endişelendim”, “Sinir oldum” gibi.
- Suçlayıcı dilden kaçın. “Sen hep böylesin” deyince savunmaya geçiyor. Onun yerine “Bunu yaptığında şunu hissettim” de.
- Bazen yazılı iletişim işe yarıyor. WhatsApp’ta uzun uzun anlatınca yüz yüze söyleyemediğini kolayca dökebiliyorsun.
- Mizah işe yarar. Tansiyon yükselince bir espriyle ortam yumuşar. Geçen ay kavga büyümesin diye “Şu an Star Wars’da karanlık tarafa geçmek üzereyim” dedim, ikimiz de güldük.
Özet değil ama son söz: Partnerin gerçekten duyduğunu hissettirmek, lafı dolandırmamak ve yeri geldi mi mizahı kullanmak hayat kurtarıyor. Kendi evliliğimde iletişimi düzeltmeseydim şu an ayrıydık, orası kesin.
00