Dört buçuk yılın sonunda işin sırrının küçük sürprizlerde saklı olduğunu anladım. Eylül 2025’te Ankara’da bir sabah, evde kahvaltıya simit getirince sevincini görünce jeton düştü. Hediye paketi de gerekmiyor, bazen Beşiktaş’tan dönerken uğradığım bir plakçıdan aldığım eski bir albüm bile yeter. Her hafta aynı diziyi izleyip, aynı kahveden içince insan ister istemez sıkılıyor. Bazen pazar günü IKEA’ya gitmek bile değişiklik oluyor, hele dönüşte köfte patates kaçamağı varsa tadından yenmiyor. Öyle büyük jestlere, Paris biletine falan gerek yok; ufak şeylerde hayat var. Rutin iyidir ama araya minik sürprizler sıkıştırmadıkça o ilişki bayatlıyor, tecrübe ile sabit.
00