İstanbul’da 90’larda bir apartmanın dördüncü katında büyüdüm; sabahları kuş sesine uyanırdım, en büyük gürültü bakkalın zilinin sesi olurdu. 2026’da, aynı semtte, camı açınca tek duyduğum şey korna, egzoz, durmadan geçen sirenler. Mesela geçen hafta Kadıköy’de, sabaha karşı üçte bile bir minibüs kavgası yüzünden uykumdan fırladım. Eskiden sokakta oyun oynarken kafam ağrımazdı, şimdi beş dakika dışarıda yürüyünce başıma ağrı saplanıyor. Gürültü insanı delirtiyor, sinir uçlarını zımpara gibi törpülüyor. Uzmanlar 55 desibel üstünün stres hormonu fırlattığını söylüyor, şehir merkezlerinde ortalama 80’e yakın. Bildiğin sessizlik lüks oldu artık; ya sahile ineceksin ya da kulaklık takacaksın, başka çare yok.
00