İnsan eşyayı azalttıkça kafası da hafifliyor, bizzat denedim. Geçen yıl Berlin’de 45 metrekarelik bir eve taşındım; ilk iş, yıllarca biriktirdiğim ıvır zıvırı üç gün boyunca kutulayıp bağışladım. Şimdi evde dört sandalye var, fazlası yok; kullandığım tabak sayısı iki, tencerem de iki tane. Her şey göz önünde, dolapların içinde gereksiz hiçbir şey yok. Temizliği yarım saate bitiriyorum, kafa yormam gereken ‘şunu nereye koysam’ gibi dertler bitti. Minimalizm illa ki beyaz duvar, pahalı İskandinav mobilyası değil; esas mesele, gerçekten kullandığın şeylerle yaşamak. O boşalan alan, insanın hayatında da yer açıyor; hem zamandan, hem paradan tasarruf, hem de ruh sağlığına iyi geliyor.
00