2020’de Berlin’e taşındığımda 20 metrekarelik bir stüdyo bana büyük gelmişti. Yanımda sadece bir valiz, bir dizüstü bilgisayar, birkaç kitap. Kıyafetlerin yarısı gereksizmiş, bunu ilk üç ayda anladım. Evin içinde ne kadar az eşya olursa, kafa da o kadar az dağınık oluyor. Haftada bir gereksiz kıyafet, kupa, ıvır zıvır ayıklamak terapi gibi. Evde gıcırdayan bir sandalye yerine yere oturmak, üçlü koltuk yerine iki minderle yetinmek bana alan kazandırdı. Fazlalıktan kurtulunca temizlik yarım saate düşüyor, eşya yükü omuzlardan iniyor. Bu iş biraz da kendini, neye ihtiyacın olduğunu tanımakla alakalı; Ikea’ya her gittiğinde “bunlar da lazım olacak” diye düşünmemeye başlıyorsun bir noktadan sonra.
00