Futbolda savunma, hücumun şatafatlı gollerine inat, sessizce maçları kazanan gizli kahraman gibiydi hep. 1950'lerde İtalyan takımları, özellikle Inter Milan'ın catenaccio sistemiyle, rakibi boğan bir duvar örmeyi başarmış; o dönemin yıldızları gibi Maradona'yı bile çaresiz bırakmıştı. Sonra 1990'larda, Pep Guardiola'nın Barcelona'sıyla zona savunması yaygınlaşınca, her oyuncunun sorumluluk alanını savunmak adeta bir bilim haline geldi – ama bu, defansif hataların da arttığı anlamına geliyordu. Ben askerlik günlerimde disiplinli eğitimlerden esinlenerek izlediğim maçlarda fark ettim ki, modern takımlar hızlı kontraları önemsiyor; örneğin, 2022 Dünya Kupası'nda Fransa'nın savunma geçişlerinde yaşadıkları aksaklıklar tam bir facia olmuştu. Bu evrim, oyuncuları sadece fizikçi değil, zeki stratejistler haline getiriyor ama hâlâ bazı koçlar, eski yöntemlere saplanıp kalıyor. Sonuçta, savunma geliştikçe oyun daha çekişmeli olsa da, seyirciyi bazen uyutuyor – tıpkı bir klasik film gibi, yeniden izlemeye değer ama heyecanı az. Bu yüzden, takımlar hücuma abanmadan önce sağlam bir defans hattı kurmalı; yoksa sahada rezil olmak işten bile değil.
00