Geçen yaz Antalya’da, plajda elimde telefon Candy Crush’a gömülmüşüm, yanımdaki denizin farkında bile değilim. O an kafamda şimşek çaktı, bu oyunlar resmen beynimde dopamin musluğunu açıyor. Bir bölüm geçince gelen “pof” sesiyle kendimi süper kahraman sanıyorum, kaybedince sinirden telefonu fırlatasım geliyor. Sonra çevremdeki insanların da aynı kafada olduğunu fark ettim; apartman toplantısında bile komşular Clash of Clans köyünden bahsediyordu. Oyun firmaları psikolojiyle oynuyor, bildiğin laboratuvar faresi gibi hissettiriyorlar. Özellikle mikro-ödeme işleri tam bir tuzak; “Sadece 12,99 TL’ye 100 taş!” deyince insan, “Ne olacak bir kerecik” diye basıyor parayı. Kısacası, mobil oyunlar artık sadece eğlence değil, alışkanlık motoruna bağlanmış psikolojik bir döngü.
00