Minibüste arka koltukta oturan adamın sırt çantası yüzüne vurmaktan daha iyi bir sabah uyanış yöntemi yok. İstanbul'da 15 yıl yaşadım, Ankara'ya taşındım, şimdi de İzmir'deyim—her şehrin toplu taşıması aynı oyunu oynuyor: saat 8'de tramvay dolup taşıyor, insan sardine gibi sıkışıyor, herkese kızıyor. Ama mesele sadece kalabalık değil. Otobüste kapı açılırken indirmeden binen yolcu, minibüsçü 50 lira isteyip parasını almayan çocuk, metro istasyonunda merdivenleri tıkayan turist grubunun hepsi bir puzzle'ın parçası. Sonunda fark ediyorsun ki bu, insanları tanımak demek aslında—acısı, sabırsızlığı, dikkatsizliği hepsi bir arada. Yolculuk saati kaybolan zaman değil, insan doğasını anlama fırsatı.
00