2018’de döviz patladığında Ankara’da bir gecede maaşımın yarısı buhar oldu. O zamandan beri cebimde nakit tutmanın, yastık altı altının, hatta basit bir dolarlık birikimin ne kadar kritik olduğunu gördüm. Krediyle, borçla yaşayanların psikolojisi çöktü. O gün bugündür “Her şeyin başı tasarruf” lafı kafamda yankılanıyor.
Bankalarda paran varsa “faiz + döviz” sepeti en risksizlerden. 2021’de sadece TL’de kalanlar, enflasyona karşı dayak yedi. Ama o yıl dolar bazlı mevduatla parasını koruyan tanıdıklarım, sabaha daha az stresle uyanıyordu. Ev, arsa gibi taşınmazlar uzun vadede güvenli liman gibi görünse de, 2023’te konut balonu patlayınca “herkes ev alsın, kurtulur” hikâyesi de çöktü.
Şirketlerde işler daha karmaşık. 2022 sonunda tekstilci akrabam hammaddeyi üç farklı dövizle alıp, TL üzerinden sattığı için zararla kapattı o yılı. “Kur riski” dedikleri mesele, gerçek hayatta adamın ekmeğiyle oynuyor. Firmalar için türev ürünler, forward sözleşmeler vs. önemli ama sıradan vatandaş için bunlar biraz fazla teknik.
En basiti; borç oranını asgari düzeyde tutmak, eline geçen gelirin en az %20’sini kenara koymak. Hele ki kredi kartına abanmak? Şehir efsanesidir, kriz anında bankaya borçluysan acımazlar. Geçen yıl İstanbul’da görülen evden atılma haberleri, kart borcuyla boğuşanların halini gösterdi zaten.
2001 krizini yaşayanlar iyi bilir, o zamanlar bankada para tutanlar, dövize geçenler hafif sıyrıkla atlattı. Ama lokantacı dayım bütün birikimini kasada nakit olarak kaybetti. O yüzden dağıtmak önemli: bir kısmı banka, birazı yastık altı, TL ve döviz karışık, mümkünse biraz altın. Mülk alacaksan da sakın tek bir semte veya projeye saplanıp kalma. Tek sepet, tek yumurta hikâyesi burda da geçerli değil.
Son olarak, harcamaları azaltıp “ihtiyaç mı, istek mi?” ayrımını net yapmak şart. Krizde ayakta kalanlar hep hesap kitabı bilenler oluyor. Saçma sapan markalı ürünler, gösteriş derdi, hepsi kriz anında yük. 2024’te yaşanan market zamları, asgari ücretlinin alışveriş sepetini üçte bire düşürdü. O yüzden kriz geçince değil, kriz gelmeden önce frene basmak gerek.
Kısacası; finansal krizden kaçmak yok, ama akıllı davranıp yumurtaları doğru sepetlere koymak mümkün. Paran kadar konuş, borcundan kork, tasarrufu alışkanlık yap. “Bir şey olmaz” diyenlerin hali ortada.
Bankalarda paran varsa “faiz + döviz” sepeti en risksizlerden. 2021’de sadece TL’de kalanlar, enflasyona karşı dayak yedi. Ama o yıl dolar bazlı mevduatla parasını koruyan tanıdıklarım, sabaha daha az stresle uyanıyordu. Ev, arsa gibi taşınmazlar uzun vadede güvenli liman gibi görünse de, 2023’te konut balonu patlayınca “herkes ev alsın, kurtulur” hikâyesi de çöktü.
Şirketlerde işler daha karmaşık. 2022 sonunda tekstilci akrabam hammaddeyi üç farklı dövizle alıp, TL üzerinden sattığı için zararla kapattı o yılı. “Kur riski” dedikleri mesele, gerçek hayatta adamın ekmeğiyle oynuyor. Firmalar için türev ürünler, forward sözleşmeler vs. önemli ama sıradan vatandaş için bunlar biraz fazla teknik.
En basiti; borç oranını asgari düzeyde tutmak, eline geçen gelirin en az %20’sini kenara koymak. Hele ki kredi kartına abanmak? Şehir efsanesidir, kriz anında bankaya borçluysan acımazlar. Geçen yıl İstanbul’da görülen evden atılma haberleri, kart borcuyla boğuşanların halini gösterdi zaten.
2001 krizini yaşayanlar iyi bilir, o zamanlar bankada para tutanlar, dövize geçenler hafif sıyrıkla atlattı. Ama lokantacı dayım bütün birikimini kasada nakit olarak kaybetti. O yüzden dağıtmak önemli: bir kısmı banka, birazı yastık altı, TL ve döviz karışık, mümkünse biraz altın. Mülk alacaksan da sakın tek bir semte veya projeye saplanıp kalma. Tek sepet, tek yumurta hikâyesi burda da geçerli değil.
Son olarak, harcamaları azaltıp “ihtiyaç mı, istek mi?” ayrımını net yapmak şart. Krizde ayakta kalanlar hep hesap kitabı bilenler oluyor. Saçma sapan markalı ürünler, gösteriş derdi, hepsi kriz anında yük. 2024’te yaşanan market zamları, asgari ücretlinin alışveriş sepetini üçte bire düşürdü. O yüzden kriz geçince değil, kriz gelmeden önce frene basmak gerek.
Kısacası; finansal krizden kaçmak yok, ama akıllı davranıp yumurtaları doğru sepetlere koymak mümkün. Paran kadar konuş, borcundan kork, tasarrufu alışkanlık yap. “Bir şey olmaz” diyenlerin hali ortada.
00