Lise yıllarında, 2012’de Kadıköy’deki bir kafede otururken en yakın arkadaşımın yeni bir grupla takıldığını duyunca içimde tarifi zor bir kıskançlık hissetmiştim. O gün, iki saat boyunca surat asıp saçma sapan tripler attım; tabii hiçbir işe yaramadı, sadece aramız soğudu. Sonradan fark ettim ki arkadaşlıkta kıskançlık sevgilidekinin aksine daha sinsice ilerliyor, çoğu zaman fark ettirmeden içten içe kemiriyor. Kimisi duygusunu açık açık söyler, diğeri içine atar ve birikir. İkisini de denedim; ilki kavga çıkarıyor, ikinci yol ise insanı içten yiyip bitiriyor. Kıyas yaparsam, hisleri dürüstçe konuşmak daha kısa vadede zorlasa da uzun vadede rahatlatıyor. Bir de kendine soracaksın: "Gerçekten kaybetmekten mi korkuyorum, yoksa hayatımda başka eksikler mi var da adamı rakip gibi görüyorum?" Çünkü insan bazen başkasını değil, kendindeki boşluğu kıskanıyor.
00