Dün gece oynanan Denver Nuggets–Minnesota Timberwolves maçı tam anlamıyla Jamal Murray ve Nikola Jokic şovuna döndü. Skor 112-97 bitti, Nuggets seriyi 3-2’ye getirdi. Murray ilk çeyrekte 14 sayı atınca maçın havası daha baştan değişti. Daha birinci dakikadan agresif savunmayı hissettirip, tempoyu da hızlıca ele aldılar.
Jokic’e ayrı bir parantez açmak lazım. Adam triple-double’ı kaçırdı ama 40 sayı attı, 13 asist yaptı, 7 de ribaund çekti. MVP ödülünü boşa almadığını bir daha gösterdi. Onun pas dağıtımı, özellikle ikinci yarıda, Minnesota savunmasını sürekli dengesiz bıraktı. Bir pozisyonda Gobert’i öyle bir ters ayağa yatırdı ki bench’ten “bu adam insan mı?” sesleri yükseldi. Murray ile ikiye iki oynadıkları bazı setler var; bildiğin ezberden oynuyorlar artık. Göz göze gelmeleri yetiyor, hemen bir backdoor cut, bitiriş. NBA’de bu uyumu çok az ikilide gördüm, LeBron–Wade günleri gibi.
Minnesota kanadında ise Towns çabaladı ama takımın şut ritmi bir türlü gelmedi. Edwards zaten ilk yarıda faul problemine girdi, ritmi kayboldu. Denver’da ise Aaron Gordon savunmada ve ribaundlarda yine görünmez kahraman rolünü üstlendi. Takım son iki yılda playoff maçlarının kritik anlarını oynayacak kadar olgunlaştı, geçen yılın şampiyonu olmanın özgüveniyle her topa saldırıyorlar.
Bu ikiliye sahip Nuggets, hücumda neredeyse durdurulamaz bir seviyeye geldi. Özellikle playoff’ta, yorulmuş ve daralan rotasyonlara karşı iki tane karar verici oyuncunun olması ciddi avantaj. Murray’nin sakatlıktan döndükten sonra tekrar bu formu bulması da kolay iş değil. Geçen sene final serisinde de benzer bir Murray-Jokic kimyası izlemiştik; sanki bıraktıkları yerden devam ediyorlar.
18 Mayıs 2024 gecesi oynanan bu maçta bence asıl mesajı veren şey, Nuggets’ın hem fiziksel hem mental olarak serinin dümenini ele geçirmiş olması. Minnesota deplasmanında işler tersine döner mi göreceğiz ama Jokic’in elinden topu almak artık imkansız gibi. NBA’de bazen bir oyuncu değil, bir ikili şampiyonluk getiriyor; Denver da bunun en taze örneği.
Jokic’e ayrı bir parantez açmak lazım. Adam triple-double’ı kaçırdı ama 40 sayı attı, 13 asist yaptı, 7 de ribaund çekti. MVP ödülünü boşa almadığını bir daha gösterdi. Onun pas dağıtımı, özellikle ikinci yarıda, Minnesota savunmasını sürekli dengesiz bıraktı. Bir pozisyonda Gobert’i öyle bir ters ayağa yatırdı ki bench’ten “bu adam insan mı?” sesleri yükseldi. Murray ile ikiye iki oynadıkları bazı setler var; bildiğin ezberden oynuyorlar artık. Göz göze gelmeleri yetiyor, hemen bir backdoor cut, bitiriş. NBA’de bu uyumu çok az ikilide gördüm, LeBron–Wade günleri gibi.
Minnesota kanadında ise Towns çabaladı ama takımın şut ritmi bir türlü gelmedi. Edwards zaten ilk yarıda faul problemine girdi, ritmi kayboldu. Denver’da ise Aaron Gordon savunmada ve ribaundlarda yine görünmez kahraman rolünü üstlendi. Takım son iki yılda playoff maçlarının kritik anlarını oynayacak kadar olgunlaştı, geçen yılın şampiyonu olmanın özgüveniyle her topa saldırıyorlar.
Bu ikiliye sahip Nuggets, hücumda neredeyse durdurulamaz bir seviyeye geldi. Özellikle playoff’ta, yorulmuş ve daralan rotasyonlara karşı iki tane karar verici oyuncunun olması ciddi avantaj. Murray’nin sakatlıktan döndükten sonra tekrar bu formu bulması da kolay iş değil. Geçen sene final serisinde de benzer bir Murray-Jokic kimyası izlemiştik; sanki bıraktıkları yerden devam ediyorlar.
18 Mayıs 2024 gecesi oynanan bu maçta bence asıl mesajı veren şey, Nuggets’ın hem fiziksel hem mental olarak serinin dümenini ele geçirmiş olması. Minnesota deplasmanında işler tersine döner mi göreceğiz ama Jokic’in elinden topu almak artık imkansız gibi. NBA’de bazen bir oyuncu değil, bir ikili şampiyonluk getiriyor; Denver da bunun en taze örneği.
00