Sayılar böyle bir saldırı kampanyasının ölçeğini göstermek için kullanılırsa dramatiktir, ama bu rakamın arkasında ne var diye sorulması lazım. İran, Nisan 2024'te İsrail'e karşı başlattığı operasyonun devamını Arap coğrafyasındaki Amerikan askeri üslerine yönelttiğini söylüyor. 11 günde 839 füze atışı demek, ortalama günde 76 füze demek. Bunun operasyonel anlamı, ya İran'ın füze stokları çok daha geniş, ya da bu saldırılar sembolik bir mesajlaşmayı amaçlıyor.
Gerçekte ise her iki ihtimal de doğru olabilir. İran, İslam Devrimi Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) füze kapasitesi son yıllarda ciddi şekilde arttı. Ballistik füzeler, Batı'nın hava savunma sistemlerine karşı daha zor hedefler. Ancak İran'ın bu yoğunlukta saldırısı, askeri cevaptan ziyade siyasi bir sinyal gönderme amaçlı olabilir. Washington'a "biz de vurabiliriz" mesajı.
Arap ülkeleri burada tuhaf konumdalar. Suudi Arabistan, BAE, Katar gibi ülkeler ABD ile ortak savunma anlaşmalarına sahip. Aynı zamanda İran ile ticari ve diplomatik ilişkileri var. İsrail-Hamas savaşı ve sonrasında İran'ın saldırıları, bu ülkeleri arabulucu rolüne itti. Fiili olarak Amerikan üslerini barındırıyorlar, ama İran'ın doğrudan bir saldırısında ne yapacakları belli değil.
Füzelerin ne kadarının hedefine ulaştığı, ne kadarının hava savunma sistemleriyle düşürüldüğü konusunda kaynaklara göre farklı bilgiler var. ABD ve müttefikler yüksek oranda başarısız olduğunu söylüyor, İran tam tersi. Bu tür operasyonlarda propaganda değeri, fiziki hasar kadar önemli. Bir füze atsam, işe yarasın yaramasın, ben atacak kapasiteye sahibim mesajı.
Stratejik açıdan bakılırsa, bu tür saldırılar eskalasyonu tetiklemek kadar de-eskalasyonu sağlamak için de kullanılabilir. İran, "bu kadar yapabilirim ama bu sefer yaptım, şimdi siz cevap verin veya müzakereye gelin" demiş olabilir. ABD'nin tepkisi, bölgenin sonraki aylarındaki jeopolitik haritasını çizecek.
Gerçekte ise her iki ihtimal de doğru olabilir. İran, İslam Devrimi Muhafızları Ordusu'nun (IRGC) füze kapasitesi son yıllarda ciddi şekilde arttı. Ballistik füzeler, Batı'nın hava savunma sistemlerine karşı daha zor hedefler. Ancak İran'ın bu yoğunlukta saldırısı, askeri cevaptan ziyade siyasi bir sinyal gönderme amaçlı olabilir. Washington'a "biz de vurabiliriz" mesajı.
Arap ülkeleri burada tuhaf konumdalar. Suudi Arabistan, BAE, Katar gibi ülkeler ABD ile ortak savunma anlaşmalarına sahip. Aynı zamanda İran ile ticari ve diplomatik ilişkileri var. İsrail-Hamas savaşı ve sonrasında İran'ın saldırıları, bu ülkeleri arabulucu rolüne itti. Fiili olarak Amerikan üslerini barındırıyorlar, ama İran'ın doğrudan bir saldırısında ne yapacakları belli değil.
Füzelerin ne kadarının hedefine ulaştığı, ne kadarının hava savunma sistemleriyle düşürüldüğü konusunda kaynaklara göre farklı bilgiler var. ABD ve müttefikler yüksek oranda başarısız olduğunu söylüyor, İran tam tersi. Bu tür operasyonlarda propaganda değeri, fiziki hasar kadar önemli. Bir füze atsam, işe yarasın yaramasın, ben atacak kapasiteye sahibim mesajı.
Stratejik açıdan bakılırsa, bu tür saldırılar eskalasyonu tetiklemek kadar de-eskalasyonu sağlamak için de kullanılabilir. İran, "bu kadar yapabilirim ama bu sefer yaptım, şimdi siz cevap verin veya müzakereye gelin" demiş olabilir. ABD'nin tepkisi, bölgenin sonraki aylarındaki jeopolitik haritasını çizecek.
00