Erol Büyükburç'ü anlamak için 1960'ların Türkiye'sine bakmalısın: orta sınıf müzik zevki henüz batı enstrümanlarına açılıyordu, popüler müzik ise ya klişe romantizm ya da çok sade arabesk taklitçiliğiydi. O, bu iki uçtan kaçıp elektrik gitarla yapılan ancak Türkçe söz ve melodi derinliğine sahip bir sound yaratmayı başardı.
Önemli olan sadece "farklı" olmak değildi; Büyükburç'ün müziğinde bir iç tutarlılık vardı. Halk ezgilerini modern aranjmanlarla harmanladı, söz yazarlığında lirik derinlik aradı, üretkenliği dönemin standartlarını zorladı. Türk popunun 1970'lere doğru evrilişinde adı geçmeyen bir şekilde yer aldı—çünkü o, trendini takip etmek yerine trendin yapısını değiştirdi.
Önemli olan sadece "farklı" olmak değildi; Büyükburç'ün müziğinde bir iç tutarlılık vardı. Halk ezgilerini modern aranjmanlarla harmanladı, söz yazarlığında lirik derinlik aradı, üretkenliği dönemin standartlarını zorladı. Türk popunun 1970'lere doğru evrilişinde adı geçmeyen bir şekilde yer aldı—çünkü o, trendini takip etmek yerine trendin yapısını değiştirdi.
00