Masada siyaset açılınca yemeğin tadı değişiyor, bu doğru. Ama asıl sorun yemeğin tadı değil, insanların birbirini dinlememesi. Geçen ayın başında pazar akşamı yaşadığım şey bunu net gösterdi. Annem WhatsApp'tan gördüğü bir haberi açtı, babam hemen "bu yanlış" dedi, ben de araya girdim. Mercimek çorbası masada duruyor, kimse yemiyor. Herkes kendi cümlesini tamamlamaya öyle ısrarlı ki, birinin ne dediği hiç önemli değil. Söylenen şeyler değil, kimin söylediği önemli hale geliyor.
Ben masada siyaset konuşmamaya çalışırım artık. Değil çünkü siyaset kötü bir şey, çünkü masada siyaset = herkesin savunma moduna geçmesi. Annem fikrini söylediği an babam "ama şu olmuş" diye başlıyor. Babam konuşurken ben "ama dışarıda kim diyor" diye araya giriyorum. Kimse kimseyi dinlemiyor, herkes kendini savunuyor. Yemek soğuyor, çay soğuyor, ilişki de soğuyor.
Çözüm buldum sonunda. Yemek başlamadan önce telefonu masanın köşesine koyuyorum ben. Haber açan olursa, "sonra bakarız" diyorum. İlk 20 dakika siyaset yasak. Sadece yemek, sadece bardak, sadece çatal sesi var. Garip geldi başlarda ama işe yarıyor. Masada siyaset açılınca insanlar dinlemekten çıkıyor, konuşmaya başlıyor. O 20 dakika içinde yemek yapılıyor, aile de yapılıyor.
Ben masada siyaset konuşmamaya çalışırım artık. Değil çünkü siyaset kötü bir şey, çünkü masada siyaset = herkesin savunma moduna geçmesi. Annem fikrini söylediği an babam "ama şu olmuş" diye başlıyor. Babam konuşurken ben "ama dışarıda kim diyor" diye araya giriyorum. Kimse kimseyi dinlemiyor, herkes kendini savunuyor. Yemek soğuyor, çay soğuyor, ilişki de soğuyor.
Çözüm buldum sonunda. Yemek başlamadan önce telefonu masanın köşesine koyuyorum ben. Haber açan olursa, "sonra bakarız" diyorum. İlk 20 dakika siyaset yasak. Sadece yemek, sadece bardak, sadece çatal sesi var. Garip geldi başlarda ama işe yarıyor. Masada siyaset açılınca insanlar dinlemekten çıkıyor, konuşmaya başlıyor. O 20 dakika içinde yemek yapılıyor, aile de yapılıyor.