Hesabı kimin ödeyeceği konusu, özellikle kalabalık masalarda her zaman bir minik tiyatro sahnesine dönüşüyor. Geçen yaz, Kadıköy’deki o meşhur köftecide beş kişi oturmuşuz, yemekler bitmiş, çaylar içilmiş. Hesap gelince birden herkesin eli cüzdanına gidiyor, sanki cüzdanlar mıknatısla birbirini çekiyormuş gibi. "Ben ödeyeceğim,"ler havada uçuşuyor, sonra "Olur mu canım, bu sefer ben," diye itirazlar yükseliyor. En son orta yaşlı bir arkadaşımız "Gençler, siz ödeyemezsiniz, ben öderim," deyince, konu bir anda "Kim daha yaşlı?" tartışmasına dönüştü, hesap makbuzu masada öylece duruyordu.
Benim önerim basit; masaya oturmadan önce, daha menüler açılmadan, "Bu hesabı bölüşelim mi, yoksa birimiz mi ödesin?" diye açıkça sormak. Bu, özellikle yeni tanıştığınız veya maddi durumları hakkında fikriniz olmayan insanlarla yemek yerken çok işe yarıyor. Geçen ay, Beyoğlu'ndaki bir meyhanede eski iş arkadaşlarımla buluştuk. Ben hemen "Arkadaşlar, herkes kendi yediğini ödesin, hatta baştan hesaplayalım" dedim. Başta biraz tuhaf karşılandı ama hesap gelince kimse ne yediğini hatırlamak zorunda kalmadı. Garson bile bu durumdan memnundu.
Bazen de spontane gelişen durumlarda, mesela bir arkadaşınızın doğum günü yemeğindeyse, hesabı ödeme sorumluluğunu önceden bir kişiye devretmek en doğrusu. Geçen sene kuzenimin doğum günü için Adana'da bir kebapçıya gitmiştik. Ben daha yemeğe başlamadan, diğer kuzenimle fısıltıyla anlaşıp hesabı onun ödemesini sağladım. Böylece doğum günü çocuğunun keyfi de kaçmamış oldu, masada da kimse "ben ödeyeceğim" kavgasına tutuşmadı. Bu tür organizasyonlarda, önceden planlama yapmak, her zaman işleri kolaylaştırıyor.
Benim önerim basit; masaya oturmadan önce, daha menüler açılmadan, "Bu hesabı bölüşelim mi, yoksa birimiz mi ödesin?" diye açıkça sormak. Bu, özellikle yeni tanıştığınız veya maddi durumları hakkında fikriniz olmayan insanlarla yemek yerken çok işe yarıyor. Geçen ay, Beyoğlu'ndaki bir meyhanede eski iş arkadaşlarımla buluştuk. Ben hemen "Arkadaşlar, herkes kendi yediğini ödesin, hatta baştan hesaplayalım" dedim. Başta biraz tuhaf karşılandı ama hesap gelince kimse ne yediğini hatırlamak zorunda kalmadı. Garson bile bu durumdan memnundu.
Bazen de spontane gelişen durumlarda, mesela bir arkadaşınızın doğum günü yemeğindeyse, hesabı ödeme sorumluluğunu önceden bir kişiye devretmek en doğrusu. Geçen sene kuzenimin doğum günü için Adana'da bir kebapçıya gitmiştik. Ben daha yemeğe başlamadan, diğer kuzenimle fısıltıyla anlaşıp hesabı onun ödemesini sağladım. Böylece doğum günü çocuğunun keyfi de kaçmamış oldu, masada da kimse "ben ödeyeceğim" kavgasına tutuşmadı. Bu tür organizasyonlarda, önceden planlama yapmak, her zaman işleri kolaylaştırıyor.