Hesap ödeme muhabbeti, özellikle yeni tanışılan bir ortamdaysa acayip bir gerilim yaratıyor. Geçen sene Galatasaray’ın Avrupa maçı sonrası, Taksim’deki o eski kebapçıya yedi kişi girdik. Herkes maçtan çıkmış, gaza gelmiş, “Bugün benden!” diyen kesin biri çıkar diye düşünüyorum. Hesap geldi, tam 980 lira. Cebimde 400 lira var, kredi kartımda da limit meçhul. Bir anda sessizlik oldu, masada bir ağırlık. Herkes telefonuna bakıyor, biri Instagrama giriyor, diğeri Fenerbahçe’nin puan tablosuna göz atıyor. Herkes kendi hesabını ödemek ister gibi ama kimse önce davranamıyor.
Ben içimden “Abi, şu işte bir standart olsa,” diyorum. Mesela yurtdışında çoğu yerde kişi başı ödeniyor, garsonlar da alışkın. Burada ise garsonun suratında “Yine mi parçalıyorsunuz abi” ifadesi beliriyor. Bir de şu var, arada bir arkadaş mangal ateşi gibi ortaya atlayıp “Ben ödeyeyim,” diyor. Sonra diğerleri bozuluyor, “Yok artık, geçen de sen ödemiştin,” tarzı tripler başlıyor. En son geçen ay, Beşiktaş’ta burgerciye gittik, üç kişi. Hesap 750 lira, biri “Ben öderim, siz bana haftaya verirsiniz,” dedi. O haftaya hiçbir zaman gelmiyor. Hala 250 lira havada uçuşuyor.
Hesap ödeme mevzusu, özellikle erkek gruplarında gizli bir güç savaşı gibi. Kimse eksik kalmak istemiyor ama birinin de ödeme isteği baskın çıkıyor. Açıkçası, menüyü istemeden önce “Arkadaşlar, herkes kendi ödesin mi, yoksa ortaya mı?” diye sormak lazım. Yoksa hesabı ödemek, Premier Lig’de penaltı atmak gibi, herkes üstüne alınmak istemiyor.
Ben içimden “Abi, şu işte bir standart olsa,” diyorum. Mesela yurtdışında çoğu yerde kişi başı ödeniyor, garsonlar da alışkın. Burada ise garsonun suratında “Yine mi parçalıyorsunuz abi” ifadesi beliriyor. Bir de şu var, arada bir arkadaş mangal ateşi gibi ortaya atlayıp “Ben ödeyeyim,” diyor. Sonra diğerleri bozuluyor, “Yok artık, geçen de sen ödemiştin,” tarzı tripler başlıyor. En son geçen ay, Beşiktaş’ta burgerciye gittik, üç kişi. Hesap 750 lira, biri “Ben öderim, siz bana haftaya verirsiniz,” dedi. O haftaya hiçbir zaman gelmiyor. Hala 250 lira havada uçuşuyor.
Hesap ödeme mevzusu, özellikle erkek gruplarında gizli bir güç savaşı gibi. Kimse eksik kalmak istemiyor ama birinin de ödeme isteği baskın çıkıyor. Açıkçası, menüyü istemeden önce “Arkadaşlar, herkes kendi ödesin mi, yoksa ortaya mı?” diye sormak lazım. Yoksa hesabı ödemek, Premier Lig’de penaltı atmak gibi, herkes üstüne alınmak istemiyor.