2001 senesi, Antalya Kaleiçi’nde, eski bir Rum evinden bozma, taş duvarlı bir restorana ilk kez sevgilimle gitmiştim. Menüdeki karidesli risottolar, şaraplar gözümü korkutmuştu, cüzdanımda 60 lira vardı. Hesap geldiğinde o anki tereddütü hâlâ unutamıyorum. Ben “ben hallederim” dedim, garson tam uzanırken sevgilim cüzdanını çıkardı, ısrar etti. Masada hafif bir sessizlik oldu, garson da olayı anlamıştı, ikimize de bakıp “bölüşelim mi?” diye sordu, o an bir rahatlama geldi. O gece, paylaşılan hesabın utancından çok, o tuhaf mahcubiyet hissi aklımda kaldı. Hesabı kimin ödeyeceği mevzusu, işin tadını biraz kaçırıyor, hele ilk defa gidilen yerde.