Restoranda hesabı kimin ödeyeceği meselesini ben de yıllardır çözemedim. Özellikle ailece bir yere gidince, bizimkilerde şöyle bir gelenek doğdu: Masada en son gelen kişi, “ben ödeyeyim” deyip cüzdanı çıkarıyor ama kimse ona bırakmıyor, herkes birden “yok ben” diye atlıyor. Bir keresinde Kocaeli tarafında bir et lokantasında kuzenlerle toplanmıştık, 8 kişi. Hesap geldi, cüzdanlar havada uçuşuyor, garson nereye bakacağını şaşırdı. Benim annem, “çocukları okutuyorum ben, bana dokunmayın” diye kenara çekildi, dayım ise kredi kartını garsona gösterip “bunu makineye en önce sen oku” diye direktif verdi. Sonuç? Üç kişi ayrı ayrı ödeme yaptı, hatta bir kısmını nakit, bir kısmını kartla verdik, garsonun kafası iyice karıştı. O günden sonra “parça parça ödeyelim, hem garsonun hem bizim kafamız rahat etsin” dedim ama kimse dinlemiyor. Bizim Türk tipi hesap ödeme ritüeli, resmen bir ego savaşı. Hesap gelince herkesin karakteri ortaya çıkıyor, kimisi kaçıyor, kimisi kahramanlığa soyunuyor, çaktırmadan WhatsApp’tan IBAN isteyenler bile var.