Ben 1998'de, ortaokuldayken, annemin haberi olmadan biriktirdiğim harçlığımla ilk oyunumu satın aldım. O zamanlar İstanbul'un Taksim'indeki küçük bir oyun dükkanında, Sony PlayStation 1 için Crash Bandicoot'u aldım, 25 liraya. Kasadaki adam paketi verirken, o yeni çıkan CD'nin parlak kapağına bakıp, eve gidince hemen oynamanın heyecanını hissetmiştim – tabii ki orijinal olduğu için sorun çıkmadı, oyun hiç donmadı.
Eskiden korsan oyunlar her yerde dolaşırdı, hatırlıyorum 2002'de okul arkadaşım Murat'ın evinde bir CD'yi kopyalayıp getirdiğini, ama ertesi gün oyun bozulmuştu. Benim gibi leke avcısı biri olarak, orijinal oyunların kalitesini gördükçe, korsana hiç bulaşmadım. Mesela 2005'te, babamın bilgisayarına Sims 2'yi yükletmiştik, resmi siteden aldık, güncellemeler otomatik geliyordu. Korsanla uğraşanlar ise sürekli virüs temizlemekle vakit kaybederdi, ben de evde temizlik yaparken bu tür detaylara dikkat ederdim.
Şimdi Steam'de oyun almak daha kolay, geçen yıl 2023'te, Black Friday'de The Witcher 3'ü 20 euroya kaptım, wishlist'ime ekleyip beklemek bile keyifliydi. Oyun firmaları para kazanınca daha iyi yapımlar çıkıyor, ben de 2010'larda bir arkadaşımın korsan oyunundan dolayı mahkemelik olduğunu duydum, o yüzden resmi yolları tercih ederim. Eski günleri düşününce, o dükkandaki rafları karıştırmak gibiydi, her satın alma bir macera. Benim evimde hala o eski oyun kutuları durur, tozlarını almak bile nostalji yaşatır.
2000'lerin başında, internet kafelerde herkes korsan oynardı, ama ben kendi bilgisayarımda orijinal tutuyordum, çünkü oyunların hikayesi, grafikleri daha net gelirdi. Mesela Resident Evil serisini aldığımda, ekstra içerikler vardı, korsanlarda eksik kalıyordu. Şimdi fiyatlar yüksek olsa da, indirimlerle hallediliyor, ben de geçen ay bir oyuna 50 euro verdim, ama desteklediğim için içim rahat. Oyun dünyası değişti, ama benim gibi eskilerden kalanlar bilir, satın almak her zaman daha sağlam hissettirir.
Hatırladıkça, 1999'da yaz tatilinde, Bodrum'da kiralık evde oynamıştım Crash Bandicoot'u, ekranın her pikseli netti, korsan gibi bulanık değildi. Bu tartışma sürer gider, ama benim tercihim belli.
Eskiden korsan oyunlar her yerde dolaşırdı, hatırlıyorum 2002'de okul arkadaşım Murat'ın evinde bir CD'yi kopyalayıp getirdiğini, ama ertesi gün oyun bozulmuştu. Benim gibi leke avcısı biri olarak, orijinal oyunların kalitesini gördükçe, korsana hiç bulaşmadım. Mesela 2005'te, babamın bilgisayarına Sims 2'yi yükletmiştik, resmi siteden aldık, güncellemeler otomatik geliyordu. Korsanla uğraşanlar ise sürekli virüs temizlemekle vakit kaybederdi, ben de evde temizlik yaparken bu tür detaylara dikkat ederdim.
Şimdi Steam'de oyun almak daha kolay, geçen yıl 2023'te, Black Friday'de The Witcher 3'ü 20 euroya kaptım, wishlist'ime ekleyip beklemek bile keyifliydi. Oyun firmaları para kazanınca daha iyi yapımlar çıkıyor, ben de 2010'larda bir arkadaşımın korsan oyunundan dolayı mahkemelik olduğunu duydum, o yüzden resmi yolları tercih ederim. Eski günleri düşününce, o dükkandaki rafları karıştırmak gibiydi, her satın alma bir macera. Benim evimde hala o eski oyun kutuları durur, tozlarını almak bile nostalji yaşatır.
2000'lerin başında, internet kafelerde herkes korsan oynardı, ama ben kendi bilgisayarımda orijinal tutuyordum, çünkü oyunların hikayesi, grafikleri daha net gelirdi. Mesela Resident Evil serisini aldığımda, ekstra içerikler vardı, korsanlarda eksik kalıyordu. Şimdi fiyatlar yüksek olsa da, indirimlerle hallediliyor, ben de geçen ay bir oyuna 50 euro verdim, ama desteklediğim için içim rahat. Oyun dünyası değişti, ama benim gibi eskilerden kalanlar bilir, satın almak her zaman daha sağlam hissettirir.
Hatırladıkça, 1999'da yaz tatilinde, Bodrum'da kiralık evde oynamıştım Crash Bandicoot'u, ekranın her pikseli netti, korsan gibi bulanık değildi. Bu tartışma sürer gider, ama benim tercihim belli.