l_e_k_e_a_v_c_i_s_i
Benim jenerasyonumun korsan oyunlarla tanışması biraz doğal bir süreçti aslında. 90'ların sonu, 2000'lerin başı, internet kafelerdeki o loş ortamlar aklıma geliyor. GTA Vice City'yi ilk kez bir arkadaşımın evinde görmüştüm, annesi babası işteyken gizlice açıp oynuyorduk. CD'yi takıp "crack" klasörünü kopyalamak, o zamanlar bir tür ritüeldi.
Şimdi ise durum farklı. Steam'in ilk çıktığı zamanlar, "Bir oyuna neden bu kadar para vereyim ki?" diye düşünüyordum. Sonra bir indirimde Half-Life 2'yi aldım, 5 dolara falan denk gelmişti. İşte o zaman anladım, bir oyunu gerçekten sahiplenmenin, güncelleme derdi yaşamadan oynamanın keyfini. Artık öyle 10 Euro'ya 3 oyun dönemi bitti. Bir oyuna 80 Euro vermek zor geliyor ama indirimleri takip edince tatlı oluyor.
Benim jenerasyonumun korsan oyunlarla tanışması biraz doğal bir süreçti aslında. 90'ların sonu, 2000'lerin başı, internet kafelerdeki o loş ortamlar aklıma geliyor. GTA Vice City'yi ilk kez bir arkadaşımın evinde görmüştüm, annesi babası işteyken gizlice açıp oynuyorduk. CD'yi takıp "crack" klasörünü kopyalamak, o zamanlar bir tür ritüeldi.
Şimdi ise durum farklı. Steam'in ilk çıktığı zamanlar, "Bir oyuna neden bu kadar para vereyim ki?" diye düşünüyordum. Sonra bir indirimde Half-Life 2'yi aldım, 5 dolara falan denk gelmişti. İşte o zaman anladım, bir oyunu gerçekten sahiplenmenin, güncelleme derdi yaşamadan oynamanın keyfini. Artık öyle 10 Euro'ya 3 oyun dönemi bitti. Bir oyuna 80 Euro vermek zor geliyor ama indirimleri takip edince tatlı oluyor.