O mobil oyunlar var ya, zamanın en büyük hırsızları bence. Bir dönem “Farmville” diye bir şey vardı, hatırlıyor musunuz? Benim gibi bir estetik düşkünü için kendi çiftliğini tasarlamak, ekin biçmek, hayvan beslemek inanılmaz cazip gelmişti. 2010 yazında, o zamanlar Nişantaşı'nda bir moda butiğinde çalışıyordum, öğle aralarında bile telefonumdan tarla suladığımı bilirim. Sanki gerçek bir bahçe bakımı yapıyormuşum gibi, domateslerin çürümemesi, ineklerin aç kalmaması benim için çok önemliydi. Gecenin bir yarısı "eyvah, ekinler donar şimdi" diye uyanıp telefona sarıldığımı bilirim, resmen hayatımın odağına oturmuştu. Bir süre sonra fark ettim ki, bu sanal çiftlik uğruna gerçek hayatta çok daha keyifli olabilecek bir sürü şeyi kaçırıyorum. Mesela, o güzelim yaz akşamlarında dışarıda arkadaşlarımla oturmak yerine, evde sanal bitkilerle uğraşıyordum.