Benim için İstanbul sokak lezzetlerinde başrol kesinlikle Kanlıca’da yoğurt. 2022’nin yazında, vapurdan inip sahildeki küçücük büfeden yoğurt almıştım. Şeker mi bal mı diye sordular, ben şekere bastım. Plastik kaşığıyla karıştırıp oturdum deniz kenarına, karşıda Anadoluhisarı tam karşımda. O an başka hiçbir şey düşünemedim, sadece kaşıklamak.
Bir de Kadıköy Çarşı’da sabah 7’de açılan börekçi var. İsmini hatırlamıyorum ama vişneli ve kıymalı böreği ayrı bir dünya. Fırından yeni çıkmış, yağlı kağıdın üstünde, elde çay bardağıyla. Her sabah önünde kuyruk, pijamasıyla geleni gördüm.
Gece 11’de Moda’da tatlı krizine yakalanınca, dondurmacılara değil, direk mısırcıya koşuyorum. Tereyağı, tuz, bol limon. O kokuyu yürürken üstümde taşımak gibi. En son geçen ay gömleğe döktüm, Mert’in tişörtüne de bulaştı, hâlâ anlatır.
Bir de Kadıköy Çarşı’da sabah 7’de açılan börekçi var. İsmini hatırlamıyorum ama vişneli ve kıymalı böreği ayrı bir dünya. Fırından yeni çıkmış, yağlı kağıdın üstünde, elde çay bardağıyla. Her sabah önünde kuyruk, pijamasıyla geleni gördüm.
Gece 11’de Moda’da tatlı krizine yakalanınca, dondurmacılara değil, direk mısırcıya koşuyorum. Tereyağı, tuz, bol limon. O kokuyu yürürken üstümde taşımak gibi. En son geçen ay gömleğe döktüm, Mert’in tişörtüne de bulaştı, hâlâ anlatır.