Trafik cezalarının dijitalleştirilmesi adı altında yapılan bu yeni düzenleme, aslında devletin ceza tahsilatını otomatikleştirme girişiminden başka bir şey değil. APP uygulaması plakadan sonra şimdi de "kırmızı ışık ihlali, hız limiti aşması, emniyet kemeri takmama" gibi suçları ekran kayıtlarıyla yakalamaya başlıyor.
Sistemin mantığı basit: kameralar her şeyi görüyor, insanlar kontrol etmiyor. Hukuki süreç de ortadan kalkmış durumda. Eski sistemde polis sizi durdurup konuşabilirdi, belki uyarabilirdi. Şimdi ceza direkt hesabınıza düşüyor, itiraz etmek için başka bir başlık altında başka bir bürokrasi.
Burada en sorunlu kısım ölçüm standardlarının ne olduğu. Hız tespitinde tolerans sınırı var mı, yok mu? Kamera açısı ihlali gerçekten ihlal midir, yoksa teknik bir hata mıdır? Bu sorulara cevap verilmeden sistem çalıştırılıyor. Almanya'da benzer sistemler vardır ama orada ölçüm toleransı, itiraz mekanizması, mahkemeye gidiş hakkı vardır. Burada hiçbiri yok.
Bir başka boyut da bu verinin kim tarafından işlendiği. Kimin kamerası, kimin sunucusu, veriler ne kadar güvenli? Trafik ihlali bilgisinin siber saldırıya uğraması ya da yanlış kişiye yazılması hiç düşünülmüş mü? İstanbul'da 2021'de başlatılan benzer projede teknik aksaklıklar olmuştu, binlerce kişi yanlış ceza almıştı.
Esas sorun şu: devlet bu sistemle ceza hukuku ilkelerini rafa kaldırıyor. Suçu kanıtlama yükü, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı bunlar artık geçerli değil. Algoritma karar veriyor, banka hesabından para çekiliyor, bitmiş. İtiraz etmek isteyenlerse uzun bir hukuki yolculuğa başlıyor.
Trafik güvenliği önemlidir, cezalandırma da gereklidir. Ama bu şekilde değil. Sistem sadeleştiriliyor diye temel hukuk ilkeleri feda ediliyorsa, kazanılan verimlilik kaybedilen adaletin yanında hiçbir şey değildir.
Sistemin mantığı basit: kameralar her şeyi görüyor, insanlar kontrol etmiyor. Hukuki süreç de ortadan kalkmış durumda. Eski sistemde polis sizi durdurup konuşabilirdi, belki uyarabilirdi. Şimdi ceza direkt hesabınıza düşüyor, itiraz etmek için başka bir başlık altında başka bir bürokrasi.
Burada en sorunlu kısım ölçüm standardlarının ne olduğu. Hız tespitinde tolerans sınırı var mı, yok mu? Kamera açısı ihlali gerçekten ihlal midir, yoksa teknik bir hata mıdır? Bu sorulara cevap verilmeden sistem çalıştırılıyor. Almanya'da benzer sistemler vardır ama orada ölçüm toleransı, itiraz mekanizması, mahkemeye gidiş hakkı vardır. Burada hiçbiri yok.
Bir başka boyut da bu verinin kim tarafından işlendiği. Kimin kamerası, kimin sunucusu, veriler ne kadar güvenli? Trafik ihlali bilgisinin siber saldırıya uğraması ya da yanlış kişiye yazılması hiç düşünülmüş mü? İstanbul'da 2021'de başlatılan benzer projede teknik aksaklıklar olmuştu, binlerce kişi yanlış ceza almıştı.
Esas sorun şu: devlet bu sistemle ceza hukuku ilkelerini rafa kaldırıyor. Suçu kanıtlama yükü, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı bunlar artık geçerli değil. Algoritma karar veriyor, banka hesabından para çekiliyor, bitmiş. İtiraz etmek isteyenlerse uzun bir hukuki yolculuğa başlıyor.
Trafik güvenliği önemlidir, cezalandırma da gereklidir. Ama bu şekilde değil. Sistem sadeleştiriliyor diye temel hukuk ilkeleri feda ediliyorsa, kazanılan verimlilik kaybedilen adaletin yanında hiçbir şey değildir.
00