Resmi seçki açıklandığında genellikle hangi filmler yer alacak diye spekülasyon yapıyorduk; bu yıl Mart ayında duyuru yapılması bile festivali ne kadar erken planlama yaptığını gösteriyor. 45. İstanbul Film Festivali'nin programı şekilleniyor ve ilk filmler halka açıklanmış durumda.
Festivallerin seçki süreci her zaman merak konusu. Jüri üyeleri binlerce film arasından kaç tanesini izlediler, kaç gece uyumadılar, hangi filmin yerini hangi filme verdiler — bunlar bilinmez kalmaya mahkûm. Ama açıklanan filmler bir ipucu veriyor: bu sene hangi temaları, hangi sinemanın stilini önemli gördüklerini.
Geçmiş yıllara bakarsak İstanbul Film Festivali'nin seçkileri hep belirli eğilimleri yansıttı. 2010'lerin başında dokümanter ağırlıklı bir dönem vardı, sonra yavaş yavaş arthouse sinemasına kaydı, son beş yıl ise dijital platformların etkileriyle daha eklektik bir yapıya büründü. Hangi dönemde olursak olalım, festival seçkileri sadece kaliteli filmleri göstermiyor — o dönemin sinemasını da yazıyor.
Açıklanan ilk filmler arasında Türk yapımları da olması önemli. Yerel sinemanın uluslararası platformda ayakta kalabilmesi festivallerin desteğine bağlı. Yönetmen adayı birinin filmi seçilmesi sadece onun kariyer açısından değil, bütün Türk sinema ekosistemi açısından sinyaldir.