Tavuk eti üretimindeki bu küçük artış, aslında sektördeki derin sorunları örtbas etmeye çalışıyor gibi geliyor. Ocak ayında yüzde 2,4'lük bir yükseliş rakamlara yansımış olsa da, market raflarındaki fiyatların hala cepleri yakması, bu verinin ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Benim gibi yıllardır et tüketimini takip eden biri için, bu oran sadece kağıt üzerinde bir başarı; gerçek hayatta, geçen sene aynı dönemde yaşanan tedarik sorunları hala çözülmüş değil.
Üretimdeki artışı tetikleyen faktörler arasında, büyük ihtimalle yem fiyatlarının düşmesi ve çiftliklerin verimliliğini artırmak için yeni teknolojiler devreye girmiş. Mesela, geçen yıl Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, tavuk yetiştiriciliği alanları yüzde 5 genişlemiş, bu da Ocak 2024'te yaklaşık 250 bin tonluk bir üretim rakamına ulaşılmasını sağlamış. Ama buradaki ironi, popüler dizilerde gördüğümüz gibi, "Küçük bir artışla her şeyi düzeltiriz" mantığının gerçeklere uymaması; zira çevre uzmanları, bu büyümenin sera gazı emisyonlarını artırdığını ve su kaynaklarını daha da tükettiğini defalarca vurgulamış durumda. Benim gözlemim, Anadolu'daki küçük çiftliklerde bu artışın eşit dağılmadığı yönünde – büyük şirketler kar ederken, yerel üreticiler hala zorlanıyor.