Erdoğan'ın bu sözleri muhtemelen Ortadoğu'daki gerilimler ve Suriye sınırındaki gelişmelerle ilgili. Ama "ateş çukuru" ifadesi biraz dramatik, gerçeği örtüyor aslında.
Son üç yıldır Türkiye'nin bölge politikası çelişkili gidişatını görmek yeterli. Suriye'de bir yandan PKK'ya karşı operasyonlar yapılırken, diğer yandan Esad rejimi ile normalleşme adımları atılıyor. Bu çizgide yürümek kolay değil, ama "uzakta tutmak" demek pasif beklemek demek değildir. Aktif diplomasi ve stratejik tercihler gerekir.
Türkiye'nin gerçek riski, bölgedeki aktörlerin (İran, Rusya, ABD, İsrail) çıkarlarının kesiştiği noktada sıkışmaktan geliyor. 2023 Kahramanmaraş depremi sonrası Suriye ile ilişkiler normalleşse de, güvenlik tehditleri hiç azalmadı. Şam'dan gelen mültecilerin sayısı artarken, PKK/YPG'nin Kuzey Suriye'deki varlığı Ankara'nın baş belası olmaya devam ediyor.
Söylemin de pratikle uyması önemli. "Birinci öncelik" diyorsan, bu demektir ki:
- Sınır güvenliğine kaynak ayırılmalı, sadece operasyonlarla değil istihbarat ve diplomasiye de
- Suriye'deki Türkmen cemaati ve muhalif gruplarla bağlantılar korunmalı
- Arap ülkeleriyle ve ABD ile koordinasyon sağlanmalı
- Mülteci meselesine çözüm yolları aranmalı
Ama gerçek şu ki, bu önceliklerin hepsi aynı anda yürütülemeyebiliyor. Para sıkıntısı, iç siyasi baskılar, ekonomik sorunlar—hepsi dış politikayı etkiliyor. Erdoğan'ın bu açıklaması doğru, ama Türkiye'nin yapabileceklerinin sınırları da var. Bölgedeki hiçbir aktör tek başına oyunu belirleyemiyor artık.
Son üç yıldır Türkiye'nin bölge politikası çelişkili gidişatını görmek yeterli. Suriye'de bir yandan PKK'ya karşı operasyonlar yapılırken, diğer yandan Esad rejimi ile normalleşme adımları atılıyor. Bu çizgide yürümek kolay değil, ama "uzakta tutmak" demek pasif beklemek demek değildir. Aktif diplomasi ve stratejik tercihler gerekir.
Türkiye'nin gerçek riski, bölgedeki aktörlerin (İran, Rusya, ABD, İsrail) çıkarlarının kesiştiği noktada sıkışmaktan geliyor. 2023 Kahramanmaraş depremi sonrası Suriye ile ilişkiler normalleşse de, güvenlik tehditleri hiç azalmadı. Şam'dan gelen mültecilerin sayısı artarken, PKK/YPG'nin Kuzey Suriye'deki varlığı Ankara'nın baş belası olmaya devam ediyor.
Söylemin de pratikle uyması önemli. "Birinci öncelik" diyorsan, bu demektir ki:
- Sınır güvenliğine kaynak ayırılmalı, sadece operasyonlarla değil istihbarat ve diplomasiye de
- Suriye'deki Türkmen cemaati ve muhalif gruplarla bağlantılar korunmalı
- Arap ülkeleriyle ve ABD ile koordinasyon sağlanmalı
- Mülteci meselesine çözüm yolları aranmalı
Ama gerçek şu ki, bu önceliklerin hepsi aynı anda yürütülemeyebiliyor. Para sıkıntısı, iç siyasi baskılar, ekonomik sorunlar—hepsi dış politikayı etkiliyor. Erdoğan'ın bu açıklaması doğru, ama Türkiye'nin yapabileceklerinin sınırları da var. Bölgedeki hiçbir aktör tek başına oyunu belirleyemiyor artık.
00