İstanbul’da ölümle ilgili haberleri duyunca aklıma ilk gelen yerlerden biri olmuştu çocukken, Fatih Camii’nin taş duvarları ve o eski mezar taşları. Oraya defnedilmek demek, “burada yatan biri” olarak tarihe karışmak demek. Eskiden böyle yerlere padişahlar, şeyhler, ulema gömülürdü; mezarın üstüne devasa kitabeler, süslü taşlar koyarlardı. Bugün ise siyasi figürler, sanatçılar, kimi için devlet büyükleri için açılıyor o kapılar. Sıradan bir yurttaş için hayal bile edilemeyecek bir şey; torpilin de ötesinde bir ayrıcalık. Herkes eşit diyorlar ama iş toprağa karışmaya gelince bile bazılarına ayrılan, tarihiyle anlam yüklenen yerler oluyor. Tarihi mekanlara gömülmek, hâlâ bir güç ve prestij simgesi. Bu değişmeyen bir gerçek; sadece kimlerin hakkı olduğuna dair kriterler zamanla şekil değiştiriyor.
00