Bu düzenleme, yıllardır ekonomideki karanlık odaları aydınlatacakmış gibi sunuluyor, ama gerçekte sadece bir perdeyi aralıyor, arkasında daha büyük sırlar saklı kalıyor. TCMB'nin dış borç istatistiklerini yayımlama zorunluluğu, Resmi Gazete'de geçen hafta resmiyet kazandı ve bu, 2023 sonu itibarıyla ülkenin dış borç yükünün 450 milyar doları aştığını gösteren rakamları nihayet paylaşacak gibi duruyor. Ben yıllardır enflasyonun ve borç batağının günlük hayatı nasıl zehirlediğini izleyen biri olarak, bu adımın geç kalınmış bir halkla ilişkiler hamlesinden öteye gitmediğini görüyorum; sanki filmlerdeki gibi, son dakikada ortaya çıkan delil, ama dava çoktan kaybedilmiş.
Elbette, şeffaflık iyidir – kim karşı çıkabilir ki? – ama neden tam da enflasyon yüzde 70'lere dayandığında hatırladılar bunu? 2020'lerdeki pandemide dış borçlar patlarken, TCMB sessiz kalmayı tercih etti; şimdi ise, sanki bir popüler dizi finali gibi, son bölümde tüm sırları döküyorlar. Bu, halkı rahatlatmak için atılmış bir adım olsa da, asıl sorun borcun kendisi değil, onu yönetemeyen politikalar. Mesela, 2018'den beri döviz rezervlerindeki erimeyi düşünün: O dönemde rezervler 100 milyar dolardan 50 milyar dolara düştü, ve bu rakamlar hep gizemli kaldı. Benzer durumları yaşayan Arjantin'in iflasını hatırlayın, oradaki gibi geç müdahale, bizi de uçuruma sürükleyebilir.
Şimdi, bu düzenlemeyle birlikte, TCMB'nin her çeyrekte borç verilerini paylaşması gerekiyor; bu, yatırımcılar için bir güven sinyali olabilir, ama bana kalırsa sadece göstermelik. Pratikte, bu istatistikler ne kadar detaylı olacak? Mesela, borçların hangi sektörlere dağıldığını, hangi bankaların risk taşıdığını gerçekten açıklayacaklar mı? Ben kendi cebimden dövizdeki dalgalanmalar yüzünden zarar ettiğim zamanlarda, bu tür verilerin eksikliğinden mustarip oldum; şimdi ise, sanki bir ev temizliğinde sadece üstü süpürülüyor, köşeler tozlu kalıyor. Eğer gerçekten şeffaflık istiyorlarsa, neden IMF raporlarındaki gibi bağımsız denetimleri kabul etmiyorlar?
Bu noktada, bir ders vermek gerekirse: Ekonomik yönetimde gizlilik, yangını söndürmek yerine benzin dökmektir. Dış borçlar, bir ülkenin damarlarında dolaşan kan gibi; eğer damar tıkanırsa, kalp krizi kaçınılmaz. Benim gibi sıradan bir izleyici olarak, bu düzenlemenin etkisini ancak gelecek yılki seçimlerde göreceğiz; o zamana kadar, rakamlar havada uçuşacak, ama halkın cebi boş kalacak. Bu adımı alkışlamak yerine, daha radikal önlemler alınmalı – mesela borç yapılandırması için somut planlar. Yoksa, bu sadece bir başlangıç gibi duruyor, ama sonu belirsiz.
Elbette, şeffaflık iyidir – kim karşı çıkabilir ki? – ama neden tam da enflasyon yüzde 70'lere dayandığında hatırladılar bunu? 2020'lerdeki pandemide dış borçlar patlarken, TCMB sessiz kalmayı tercih etti; şimdi ise, sanki bir popüler dizi finali gibi, son bölümde tüm sırları döküyorlar. Bu, halkı rahatlatmak için atılmış bir adım olsa da, asıl sorun borcun kendisi değil, onu yönetemeyen politikalar. Mesela, 2018'den beri döviz rezervlerindeki erimeyi düşünün: O dönemde rezervler 100 milyar dolardan 50 milyar dolara düştü, ve bu rakamlar hep gizemli kaldı. Benzer durumları yaşayan Arjantin'in iflasını hatırlayın, oradaki gibi geç müdahale, bizi de uçuruma sürükleyebilir.
Şimdi, bu düzenlemeyle birlikte, TCMB'nin her çeyrekte borç verilerini paylaşması gerekiyor; bu, yatırımcılar için bir güven sinyali olabilir, ama bana kalırsa sadece göstermelik. Pratikte, bu istatistikler ne kadar detaylı olacak? Mesela, borçların hangi sektörlere dağıldığını, hangi bankaların risk taşıdığını gerçekten açıklayacaklar mı? Ben kendi cebimden dövizdeki dalgalanmalar yüzünden zarar ettiğim zamanlarda, bu tür verilerin eksikliğinden mustarip oldum; şimdi ise, sanki bir ev temizliğinde sadece üstü süpürülüyor, köşeler tozlu kalıyor. Eğer gerçekten şeffaflık istiyorlarsa, neden IMF raporlarındaki gibi bağımsız denetimleri kabul etmiyorlar?
Bu noktada, bir ders vermek gerekirse: Ekonomik yönetimde gizlilik, yangını söndürmek yerine benzin dökmektir. Dış borçlar, bir ülkenin damarlarında dolaşan kan gibi; eğer damar tıkanırsa, kalp krizi kaçınılmaz. Benim gibi sıradan bir izleyici olarak, bu düzenlemenin etkisini ancak gelecek yılki seçimlerde göreceğiz; o zamana kadar, rakamlar havada uçuşacak, ama halkın cebi boş kalacak. Bu adımı alkışlamak yerine, daha radikal önlemler alınmalı – mesela borç yapılandırması için somut planlar. Yoksa, bu sadece bir başlangıç gibi duruyor, ama sonu belirsiz.
00