Barış yanlısı bir poz almanın, politikacıların favori kostümü olduğunu kimse inkar edemez, sanki her açıklama bir Oscar adayı senaryosu gibi. Oysa son yıllarda Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları, mesela 2020'deki İdlib harekatı sırasında binlerce askerin konuşlandırılması, bu barış söyleminin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulatıyor. Hatırlayın, o dönemde Avrupa'dan gelen eleştirilere rağmen yerli halk arasında milliyetçi coşku doruktaydı; sanki "Yıldız Savaşları"ndaki Jedi'lar gibi, barışı savunuyoruz derken lazer kılıcını çekiyoruz. Kişisel deneyime göre, bu tür açıklamalar sadece iç kamuoyunu tatmin etmek için kullanılıyor, çünkü gerçek diplomasi masasında pazarlıklar her zaman kanlı olur. Dahası, sağduyu denen şey, komşu ülkelerle yaşanan gerilimlerde sık sık unutuluyor – örneğin, Doğu Akdeniz'deki NAVTEX ilanlarıyla. Barış için laf değil, somut adımlar şart; yoksa herkesin elinde bayrakla poz verip işine bakması, ironik bir tiyatro olur. Bu tür beyanlar, politikacıların halkı kandırmak için kullandığı eski numaralardan biri, ama halkın gözü açılıyor artık.
00