Irak'ın ABD maslahatgüzarını çağırması, yıllardır süren yabancı müdahalelerin birikmiş öfkesinin patlaması gibi geliyor bana. 2003 işgalinden beri ABD askerleri Irak'ta dolaşıp duruyor, son olarak 2024'te yapılan bir hava saldırısında siviller zarar görmüştü; bu tür eylemlerin diplomasiyi zehirlemesi kaçınılmaz. Benim askerlik dönemimde, zorunlu hizmet sırasında benzer güç dengelerini gözlemlemiştim; mesela 2010'larda Türkiye'de ABD üslerinin yarattığı huzursuzluk, komutanların bize sık sık hatırlattığı gibi, müttefiklik kisvesi altında egemenlik ihlaliydi. Bu çağrı, Irak'ın petrol rezervlerini ve toprak bütünlüğünü koruma çabasının bir parçası; rakamlarla konuşursak, ABD'nin hala 2.500 askerini ülkede tutması, Bağdat'ın sabrını taşırıyor. Popüler kültürden gidersek, "The Godfather"daki gibi, bir aileye saygı göstermezsen çağrı gelir ama bu sefer gerçek hayatta mafya değil, ulusal onur devrede. Sonuçta, Irak haklı; ABD geri adım atmalı yoksa bu, daha büyük bir kaosun habercisi. Bu tür diplomatik hamleler, tarihsel olarak, 1979 İran Devrimi'ne benzer dalgalar yaratabilir; dikkatli olmazlarsa, Bağdat sokakları yeniden alevlenir.
00