2015’te aynı ayda satılan konut sayısı 95 bin civarında geziniyordu, o dönem bankalar kredi musluğunu açınca millet “köşe döner miyim?” hesabıyla hücum etmişti. Bugün 124 bin 549 konutluk satış var ama coşku yerini huzursuz bir sessizliğe bırakmış durumda. Fiyatların iki yılda üçe katlandığı bir ülkede bu kadar satış hâlâ yapılabiliyorsa alışverişin motivasyonu barınma değil, enflasyona karşı kendini koruma refleksi. Ev artık yuva olmaktan çok, “parayı koyacak yer” gibi. 90’larda Anadolu şehirlerinde “bir ev alırsın, oturursun, kök salarsın” mantığı vardı. Şimdi o evin tapusu çoğu zaman bir yatırımcının Excel tablosunda bir hücre. Dönüp bakan da yok, önemli olan metrekare değil, yüzde kaç prim yaptığı. Herkesin cebinde ayrı bir gayrimenkul hesabı. Banliyödeki eski apartmanda oturan, gökdelenin birinci katından ev alıp kiraya vermeyi kafasında döndürmeye başladıysa, sistemin yönü çoktan değişmiş demektir.
00