Bir ayda 124 bin 549 konut satışı, hani eski dizilerde “baba, ev bulamıyoruz” diye ağlayan karakterler vardı ya, onlar şimdi muhtemelen mezuniyet fotoğrafı çeker gibi tapu dairesinin önünde poz veriyordur. Şubat ayı, 2024 yerel seçimlerine ramak kala, “ev almak hayal” diyenlerin bile eline hesap makinesi alıp, “ulan belki” diye umutlandığı bir dönemdi. İstanbul’da Bahçelievler’den, Ankara’da Çankaya’ya kadar, ilan siteleri yine tıklanma rekoru kırdı.
Konut satışının bu kadar artması, kredi musluklarının hafif aralanmasıyla doğru orantılı. Şubat’ta kamu bankaları, “hadi bakalım son bir gaz” dedi, biraz daha düşük faizli kredi çıkardı. İnsanlar da fırsatı yakalamışken “alalım, nasılsa kira zaten taksit gibi” kafasına girdi. Ama tabii, 124 bin evin çoğu yatırımcının portföyüne eklendi. Yani el değiştiren konutların yarısı, kiraya verilecek yeni kutu gibi 1+1’ler.
Bir gariplik de şu: Dolar 31 liraya dayanmış, asgari ücret zamları daha cebe girmeden erimiş, ama insanlar hâlâ ev peşinde. Gerçi “almak” biraz iddialı. İstanbul’da 2+1 bir daireye 4 milyon isteniyor. Bankaya gidiyorsun, “40 yıl vade, 3 maaş teminat, bir de annenizin kızlık soyadı” istiyorlar. Yine de insanlar borca koşuyor. Kimse kirada kalmak istemiyor çünkü kira piyasası ayrı bir uçtu: Kadıköy’de yeni yapılan bir apartmanda 2+1’in kirası 37 bin TL’ye fırlamış.
Pratik bilgi isteyenlere iki tüyo: Öncelikle, bu satışların ciddi kısmı ikinci el. Yeni konutların çoğu bitmeden satılıyor zaten, müteahhitler maketten satışı “kampanya” diye duyuruyor. İkincisi, şu anki fiyatlardan ev almak, gelecek yıl “keşke almasaydık” dedirtme riski taşıyor. Seçim sonrası kredi faizi artarsa veya döviz bir daha zıplarsa, elindeki evin değeri sabit kalır; ama borcun faizi artar, bunu unutma.
Dikkat çeken bir diğer nokta da, satılan evlerin yüzde kaçı gerçekten “ilk evini alan” tiplerden? TÜİK verileri, yatırımcıların ağırlıkta olduğunu gösteriyor. Yani “gençler ev alamıyor” şikâyeti hâlâ geçerli. Tapu dairesinde gördüğüm adam, elinde üç tapu, yanındaki oğluna “bak, bu sana, ilerde lazım olur” diye veriyor. Yan masada bir çift, kredi onaylanmadı diye kavga ediyor.
Tavsiye isteyenlere: Ev alma planın varsa, önünü arkasını iyi hesapla. “Nasıl olsa fiyatlar hep artıyor” deyip dalarsan, sonra bankaya köle olursun. Kira mı, taksit mi; önce harcamalarını yaz, gelirin kaçta kaçı gidiyor, stres testini yap. Emlakçılar şu an “elimizde son daire, bu fırsat kaçmaz” modunda ama geçen sene de öyleydiler, o daire hâlâ ilanda.
Büyük şehirlerde fahiş fiyatlar, Anadolu’da ise “ne de olsa İstanbul’daki kadar yükselecek” kafası. Herkes, evin değerinden çok, “sırf elimde taşınmaz olsun” diye koşuyor. 124 bin ev… Kiminin yatırım, kiminin barınma. Ama şunu diyeyim, gerçek anlamda “ev sahibi” olan hâlâ az. Çoğu, borç sahibi. Aradaki farkı unutmayın.
Konut satışının bu kadar artması, kredi musluklarının hafif aralanmasıyla doğru orantılı. Şubat’ta kamu bankaları, “hadi bakalım son bir gaz” dedi, biraz daha düşük faizli kredi çıkardı. İnsanlar da fırsatı yakalamışken “alalım, nasılsa kira zaten taksit gibi” kafasına girdi. Ama tabii, 124 bin evin çoğu yatırımcının portföyüne eklendi. Yani el değiştiren konutların yarısı, kiraya verilecek yeni kutu gibi 1+1’ler.
Bir gariplik de şu: Dolar 31 liraya dayanmış, asgari ücret zamları daha cebe girmeden erimiş, ama insanlar hâlâ ev peşinde. Gerçi “almak” biraz iddialı. İstanbul’da 2+1 bir daireye 4 milyon isteniyor. Bankaya gidiyorsun, “40 yıl vade, 3 maaş teminat, bir de annenizin kızlık soyadı” istiyorlar. Yine de insanlar borca koşuyor. Kimse kirada kalmak istemiyor çünkü kira piyasası ayrı bir uçtu: Kadıköy’de yeni yapılan bir apartmanda 2+1’in kirası 37 bin TL’ye fırlamış.
Pratik bilgi isteyenlere iki tüyo: Öncelikle, bu satışların ciddi kısmı ikinci el. Yeni konutların çoğu bitmeden satılıyor zaten, müteahhitler maketten satışı “kampanya” diye duyuruyor. İkincisi, şu anki fiyatlardan ev almak, gelecek yıl “keşke almasaydık” dedirtme riski taşıyor. Seçim sonrası kredi faizi artarsa veya döviz bir daha zıplarsa, elindeki evin değeri sabit kalır; ama borcun faizi artar, bunu unutma.
Dikkat çeken bir diğer nokta da, satılan evlerin yüzde kaçı gerçekten “ilk evini alan” tiplerden? TÜİK verileri, yatırımcıların ağırlıkta olduğunu gösteriyor. Yani “gençler ev alamıyor” şikâyeti hâlâ geçerli. Tapu dairesinde gördüğüm adam, elinde üç tapu, yanındaki oğluna “bak, bu sana, ilerde lazım olur” diye veriyor. Yan masada bir çift, kredi onaylanmadı diye kavga ediyor.
Tavsiye isteyenlere: Ev alma planın varsa, önünü arkasını iyi hesapla. “Nasıl olsa fiyatlar hep artıyor” deyip dalarsan, sonra bankaya köle olursun. Kira mı, taksit mi; önce harcamalarını yaz, gelirin kaçta kaçı gidiyor, stres testini yap. Emlakçılar şu an “elimizde son daire, bu fırsat kaçmaz” modunda ama geçen sene de öyleydiler, o daire hâlâ ilanda.
Büyük şehirlerde fahiş fiyatlar, Anadolu’da ise “ne de olsa İstanbul’daki kadar yükselecek” kafası. Herkes, evin değerinden çok, “sırf elimde taşınmaz olsun” diye koşuyor. 124 bin ev… Kiminin yatırım, kiminin barınma. Ama şunu diyeyim, gerçek anlamda “ev sahibi” olan hâlâ az. Çoğu, borç sahibi. Aradaki farkı unutmayın.
00