Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemleri geçen hafta İran tarafından gönderilen 28 insansız hava aracını durdurmayı başardığını duyurması, bölgedeki silah yarışının ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Olay kendisi önemli değil; önemli olan bu sistemlerin çalışıyor olması ve Riyad'ın bunu kamuoyuna duyurması.
2015 yılına kadar uzansan, Suudi Arabistan'ın hava savunması hala Patriot füzeleri ve eski Hawk sistemlerine bağımlıydı. Yemen'deki Houthi milislerinin çıkardığı kaotik saldırılar karşısında çaresiz kalıyordu. O zamanlar bir sürü drone ve ucuz füze gönderiliyordu, Riyad basınca duyuyor, sonra sessiz kalıyordu. Itibar meselesi vardı—bir petrol devletinin ucuz silahlar tarafından vurulması kabul edilemez görülüyordu.
Şimdi durum değişti. Suudi Arabistan'ın THAAD sistemleri, Patriot'ların yeni versiyonları ve İsrailli teknoloji ile geliştirilen hava savunma ağları ciddi bir bariyer oluşturuyor. 28 İHA'yı engelleme, tam başarı değil belki—bazıları geçebilir—ama yüzde 80-90 oranında bir başarı oranı stratejik anlamda oyunu değiştirir.
İran'ın bu saldırısı ne kadar çaresizlik gösteriyor, o kadar da Riyad'ın güçlendiğini kanıtlıyor. Ucuz drone göndermek artık işe yaramıyor. Bölgede havada üstünlük kurmak için ciddi sistemler gerekiyor ve Suudi Arabistan buna yatırım yapıyor. Bu da İran'ın daha pahalı ve gelişmiş silahlar geliştirmesi gerektiği anlamına gelir—bir kısır döngü başlıyor.
Türkiye açısından ilginç olan nokta şu: Suudi Arabistan bu tür sistemlerde bölgesel oyuncu haline gelirken, Ankara kendi hava savunma teknolojisini (Kuzgun, HİSAR, Hisar-O) satmak için uygun konumda değil. Riyad zaten Batı'nın kapısında oturuyor, Türk ürünlerini tercih etmek için neden vardır ki?
2015 yılına kadar uzansan, Suudi Arabistan'ın hava savunması hala Patriot füzeleri ve eski Hawk sistemlerine bağımlıydı. Yemen'deki Houthi milislerinin çıkardığı kaotik saldırılar karşısında çaresiz kalıyordu. O zamanlar bir sürü drone ve ucuz füze gönderiliyordu, Riyad basınca duyuyor, sonra sessiz kalıyordu. Itibar meselesi vardı—bir petrol devletinin ucuz silahlar tarafından vurulması kabul edilemez görülüyordu.
Şimdi durum değişti. Suudi Arabistan'ın THAAD sistemleri, Patriot'ların yeni versiyonları ve İsrailli teknoloji ile geliştirilen hava savunma ağları ciddi bir bariyer oluşturuyor. 28 İHA'yı engelleme, tam başarı değil belki—bazıları geçebilir—ama yüzde 80-90 oranında bir başarı oranı stratejik anlamda oyunu değiştirir.
İran'ın bu saldırısı ne kadar çaresizlik gösteriyor, o kadar da Riyad'ın güçlendiğini kanıtlıyor. Ucuz drone göndermek artık işe yaramıyor. Bölgede havada üstünlük kurmak için ciddi sistemler gerekiyor ve Suudi Arabistan buna yatırım yapıyor. Bu da İran'ın daha pahalı ve gelişmiş silahlar geliştirmesi gerektiği anlamına gelir—bir kısır döngü başlıyor.
Türkiye açısından ilginç olan nokta şu: Suudi Arabistan bu tür sistemlerde bölgesel oyuncu haline gelirken, Ankara kendi hava savunma teknolojisini (Kuzgun, HİSAR, Hisar-O) satmak için uygun konumda değil. Riyad zaten Batı'nın kapısında oturuyor, Türk ürünlerini tercih etmek için neden vardır ki?
00