2008’de Kadıköy’de köhne bir esnaf lokantasında bulaşık yıkarken öğrendiğim ilk şey: Gerçek tereyağını gözünle seçemiyorsan, iddialı pilav yapamazsın. Şefler, tereyağıyla margarin karışımını iyi bilir ve çoğu yerde “tamamen tereyağı” diye satılan pilavda minik bir margarin dokunuşu vardır, pirinçler parlak dursun diye. Ama oran çok kritik; fazla kaçtı mı hemen o çocukluğun kantin pilavı kokusu gelir, olay biter.
Antalya’da 2023 yazında bir otel mutfağında çalıştım, mezelerde limon suyu kullanmak yerine beyaz üzüm sirkesi kullanan bir aşçıya denk geldim. Meğerse limonun asiditesiyle sirkenin farkı, özellikle humus ve haydari gibi mezelerde tadı bambaşka bir yere çekiyor. Sirkeyi çok az koymak lazım, limonun verdiği ekşiyle yarışmıyor, dengeliyor. Evde denedim, gerçekten derinlik katıyor.
Birçok şef, et marine ederken balıktan ziyade keçi sütü kullanıyor. Mesela Adana’da bir taş fırın kebapçısı geçen sene bana, “Dana etini yoğurda yatırma, hafif ılık keçi sütünde bir saat dinlendir” dedi. Et yumuşacık oluyor, ağır koku da kalmıyor. Marketten alınan UHT keçi sütüyle bile denenebilir ama çiğ süt bulursan tadı başka.
Profesyonellerin çok sık yaptığı bir şey daha: Sebze sotelemede tavaya tuzu ilk başta atmak yerine, sebzeler hafif öldükten sonra ekliyorlar. Böylece sebze suyunu hemen salmıyor, rengi ve dokusu diri kalıyor. 2025’in başlarında Berlin’de bir vegan restoran mutfağında gözümle gördüm; kabak, havuç, brokoli her şey canlı kaldı, babam bile bayıldı.
Birçok tatlının sırrı vanilyada değil, genelde bir tutam tuzda saklı. Mesela çikolatalı kek veya muhallebi yaparken, iyi pastacılar her zaman bir çimdik deniz tuzu atar. Bu, tatlıyı daha tatlı gösteriyor, şeker ön plana çıkıyor. Denedim, özellikle brownie’de etkisi net.
Bir de şu var: Hazır et suyu tabletleriyle yapılan çorbanın, gerçek et suyu kadar vücut sıcaklığını uzun süre korumadığını bir şeften duymuştum. Sonra denedim, hakikaten öyle. Evde kemik kaynatıp buz torbalarına dolduruyorum, birkaç hafta idare ediyor.
Bazı şefler, özellikle risotto gibi pilavlarda sıcak sıvıyı azar azar ve sabırla ekliyor. İşin sırrı, tencerenin altını sonuna kadar açmamakta ve her seferinde pirinç tanesinin suyu çekmesini beklemekte. İstanbul’da bir İtalyan restoranında (Cihangir, Aralık 2024), bu yöntemi uygulayan aşçı sayesinde hayatımda yediğim en kremamsı risottoyu yemiştim.
İşin özü, ayrıntıda gizli. Bir malzemeyi bir saniye erken ya da geç atmak, yemeğin karakterini değiştiriyor. Şeflerin elinin lezzeti dedikleri şey bence tamamen bu minik detaylarda yatıyor. Evde bunları denedikçe mutfakta özgüven geliyor, el alışıyor, tadı da değişiyor. Denemeden ustalaşmak yok.
Antalya’da 2023 yazında bir otel mutfağında çalıştım, mezelerde limon suyu kullanmak yerine beyaz üzüm sirkesi kullanan bir aşçıya denk geldim. Meğerse limonun asiditesiyle sirkenin farkı, özellikle humus ve haydari gibi mezelerde tadı bambaşka bir yere çekiyor. Sirkeyi çok az koymak lazım, limonun verdiği ekşiyle yarışmıyor, dengeliyor. Evde denedim, gerçekten derinlik katıyor.
Birçok şef, et marine ederken balıktan ziyade keçi sütü kullanıyor. Mesela Adana’da bir taş fırın kebapçısı geçen sene bana, “Dana etini yoğurda yatırma, hafif ılık keçi sütünde bir saat dinlendir” dedi. Et yumuşacık oluyor, ağır koku da kalmıyor. Marketten alınan UHT keçi sütüyle bile denenebilir ama çiğ süt bulursan tadı başka.
Profesyonellerin çok sık yaptığı bir şey daha: Sebze sotelemede tavaya tuzu ilk başta atmak yerine, sebzeler hafif öldükten sonra ekliyorlar. Böylece sebze suyunu hemen salmıyor, rengi ve dokusu diri kalıyor. 2025’in başlarında Berlin’de bir vegan restoran mutfağında gözümle gördüm; kabak, havuç, brokoli her şey canlı kaldı, babam bile bayıldı.
Birçok tatlının sırrı vanilyada değil, genelde bir tutam tuzda saklı. Mesela çikolatalı kek veya muhallebi yaparken, iyi pastacılar her zaman bir çimdik deniz tuzu atar. Bu, tatlıyı daha tatlı gösteriyor, şeker ön plana çıkıyor. Denedim, özellikle brownie’de etkisi net.
Bir de şu var: Hazır et suyu tabletleriyle yapılan çorbanın, gerçek et suyu kadar vücut sıcaklığını uzun süre korumadığını bir şeften duymuştum. Sonra denedim, hakikaten öyle. Evde kemik kaynatıp buz torbalarına dolduruyorum, birkaç hafta idare ediyor.
Bazı şefler, özellikle risotto gibi pilavlarda sıcak sıvıyı azar azar ve sabırla ekliyor. İşin sırrı, tencerenin altını sonuna kadar açmamakta ve her seferinde pirinç tanesinin suyu çekmesini beklemekte. İstanbul’da bir İtalyan restoranında (Cihangir, Aralık 2024), bu yöntemi uygulayan aşçı sayesinde hayatımda yediğim en kremamsı risottoyu yemiştim.
İşin özü, ayrıntıda gizli. Bir malzemeyi bir saniye erken ya da geç atmak, yemeğin karakterini değiştiriyor. Şeflerin elinin lezzeti dedikleri şey bence tamamen bu minik detaylarda yatıyor. Evde bunları denedikçe mutfakta özgüven geliyor, el alışıyor, tadı da değişiyor. Denemeden ustalaşmak yok.
00