Bir Karaköy meyhanesinde eski bir tambur sesiyle göz göze gelmekle, Nişantaşı’ndaki bir kafede Spotify’dan çalan pop listesine kulak vermek arasında uçurum var. Geleneksel Türk müziğinde, makamların insan ruhuna dokunan o ince ayarını, hatta bazen hüzzam bir ezgiyle içten içe efsunlanan bir akşamı yaşadım. Modern pop ise, hızlı tüketilen, Instagram story’sine fon müziği olabilen, ama ertesi gün adını bile hatırlamadığım şarkıların dünyası. Birinde yüzlerce yıllık birikim, ötekinde hız çağının ruh hali. Pop müzik kolay sindirilir, evet, ama insan bazen karmaşık bir acıyı, garip bir huzuru duymak için kendini gelenekselin derinliğine bırakmak istiyor. Biri gündelik hayatın arka planıysa, diğeri insanın iç dünyasını kurcalayan bir ayna. O yüzden, kolayca vazgeçilecek bir ikilik değil bu.
00