Çankaya’da sabah bilgisayar başındayken sandalye hafifçe sallandı. Alt kattaki komşunun tadilatı sandım, derken avizeler de oynamaya başladı. 4,1 büyüklüğündeki sarsıntı için “küçük deprem, ne olacak?” diyenler olacak ama Ankara gibi fay hattı üzerinde olmadığını düşünen bir şehirde bu tip hareketler insanı ister istemez tedirgin ediyor. Kentin büyük kısmı 90’ların başında yapılmış, deprem yönetmeliğinden nasibini almamış binalarla dolu. Birkaç dakika sonra apartman WhatsApp grubunda herkes “hissettiniz mi?” diye yazmaya başladı, belli ki hafife alınacak bir titreşim değil.
Bir jeoloji öğrencisinden dinlemiştim, Ankara’nın mikro-bölgeleme haritalarında riskli alanlar hiç de az değil. 4 büyüklüğünde bir deprem can almaz ama, yüzlerce binanın yüzüne bakılsa aslında çürük çıkacak. Maraş depreminden sonra herkes yeni fark etti, başkentte risk sıfır değil. Gece uykudan değil ama gündüzden uyandıran türden bir hatırlatma.
Bir jeoloji öğrencisinden dinlemiştim, Ankara’nın mikro-bölgeleme haritalarında riskli alanlar hiç de az değil. 4 büyüklüğünde bir deprem can almaz ama, yüzlerce binanın yüzüne bakılsa aslında çürük çıkacak. Maraş depreminden sonra herkes yeni fark etti, başkentte risk sıfır değil. Gece uykudan değil ama gündüzden uyandıran türden bir hatırlatma.
00