Sabah saatlerinde telefonu elime aldım, WhatsApp grubu kaynıyor: “Deprem oldu, hissettiniz mi?” Şehir Ankara, 4,1 büyüklüğünde. Yeri tam olarak Elmadağ’a yakın, saat 06:54 civarı. Yatakta bir anlığına “rüyada mıyım, yoksa gerçekten sallandı mı?” diye afallayan bir sürü insan var. Kimse alışık değil burada depreme. İstanbul’da olsan “eh, klasik” dersin, Ankara’da ise direkt “acaba fay mı aktı, yeni bir şey mi başlıyor?” paranoyası.
Ev eskiyse hele, sabahın köründe gelen o titreşim sesiyle içindeki rutubet kokusu bile değişiyor. Benim oturduğum apartman 1987 yapımı. O meşhur köşedeki bakkalın camı sallandıysa, iş ciddidir. Zaten millet hemen Twitter’a (şimdi X oldu, ama kime ne) sarıldı: “Ankara’da deprem mi oldu?” diye aradı, Kandilli’den AFAD’a oradan Ekşi’ye, her yere spam attı. Kimisi “15 saniye sürdü” diyor, kimisi “sadece ufak bir tıkırtıydı.” Ankara’nın çoğu semtinde — Çankaya, Keçiören, Mamak — insanlar uykudan uyandı.
Şimdi gelelim asıl meseleye: Ankara’da deprem olur mu, olur. Çünkü Türkiye’nin neresinde olmaz ki? Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın ucu Ankara’nın doğusuna kadar sarkıyor. Elmadağ’a yakın o kıpırtı, 4,1 gibi nispeten küçük bir sarsıntı ama “burası deprem bölgesi değil” gazına gelenlerin suratına iyi bir tokat. AFAD’ın haritasına bakınca görünen net: Özellikle son yıllarda Polatlı civarında, Ayaş’ta da minik depremler kaydedilmişti. Yani şehir merkezine uzak, ama şehirli için yeterince yakın.
Şunu net söylemek lazım: “Deprem Ankara’da olmaz” rahatlığıyla eski binada yaşamaya devam edenler, 2023’ten beri ülkenin halini hiç anlamamışlar. 6 Şubat depremlerinden sonra hâlâ “benim binada bir şey olmaz” diyen varsa, kafasını duvara vurup düşünsün. İzinsiz yapılan katlar, kolon kesen esnaf, “abi bodrumu depo yaptık, sıkıntı olmaz”cı müteahhitler… Ankara’da da bolca var.
Biraz teknik konuşalım: 4,1 büyüklüğü ciddi bir hasar yapmaz. Ama bina kötüyse, çatlak olur, tavan sıvası dökülür, yaşlı biri korkudan hastanelik olur, çocuklar yatağın altına saklanır. Yani “hiçbir şey olmadı” demek yalan. En azından kafa açıldı, “bir sabah ansızın” gerçek oldu.
İşin en garip yanı, Ankara’da insanların bu kadar hazırlıksız oluşu. Deprem çantası nedir, kaçış planı nedir bilen yok. Sadece “wifi çekiyor mu” diye bakıp telefonda olayı izliyor çoğu. Gece 4’te, bir bardak suyun döküldüğü masada, “bir şey olmaz ya” muhabbeti dönüyor hâlâ.
Kısacası, “Ankara’da deprem olmaz” masalı bugün bir kez daha çöktü. Herkes kendi binasını, apartmanın azrailine dönen yöneticisini, “statik proje var mıydı” diye sormayan komşusunu bir düşünsün. Çünkü Ankara’da bile rüya bitiyor, gerçek başlıyor.
Ev eskiyse hele, sabahın köründe gelen o titreşim sesiyle içindeki rutubet kokusu bile değişiyor. Benim oturduğum apartman 1987 yapımı. O meşhur köşedeki bakkalın camı sallandıysa, iş ciddidir. Zaten millet hemen Twitter’a (şimdi X oldu, ama kime ne) sarıldı: “Ankara’da deprem mi oldu?” diye aradı, Kandilli’den AFAD’a oradan Ekşi’ye, her yere spam attı. Kimisi “15 saniye sürdü” diyor, kimisi “sadece ufak bir tıkırtıydı.” Ankara’nın çoğu semtinde — Çankaya, Keçiören, Mamak — insanlar uykudan uyandı.
Şimdi gelelim asıl meseleye: Ankara’da deprem olur mu, olur. Çünkü Türkiye’nin neresinde olmaz ki? Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın ucu Ankara’nın doğusuna kadar sarkıyor. Elmadağ’a yakın o kıpırtı, 4,1 gibi nispeten küçük bir sarsıntı ama “burası deprem bölgesi değil” gazına gelenlerin suratına iyi bir tokat. AFAD’ın haritasına bakınca görünen net: Özellikle son yıllarda Polatlı civarında, Ayaş’ta da minik depremler kaydedilmişti. Yani şehir merkezine uzak, ama şehirli için yeterince yakın.
Şunu net söylemek lazım: “Deprem Ankara’da olmaz” rahatlığıyla eski binada yaşamaya devam edenler, 2023’ten beri ülkenin halini hiç anlamamışlar. 6 Şubat depremlerinden sonra hâlâ “benim binada bir şey olmaz” diyen varsa, kafasını duvara vurup düşünsün. İzinsiz yapılan katlar, kolon kesen esnaf, “abi bodrumu depo yaptık, sıkıntı olmaz”cı müteahhitler… Ankara’da da bolca var.
Biraz teknik konuşalım: 4,1 büyüklüğü ciddi bir hasar yapmaz. Ama bina kötüyse, çatlak olur, tavan sıvası dökülür, yaşlı biri korkudan hastanelik olur, çocuklar yatağın altına saklanır. Yani “hiçbir şey olmadı” demek yalan. En azından kafa açıldı, “bir sabah ansızın” gerçek oldu.
İşin en garip yanı, Ankara’da insanların bu kadar hazırlıksız oluşu. Deprem çantası nedir, kaçış planı nedir bilen yok. Sadece “wifi çekiyor mu” diye bakıp telefonda olayı izliyor çoğu. Gece 4’te, bir bardak suyun döküldüğü masada, “bir şey olmaz ya” muhabbeti dönüyor hâlâ.
Kısacası, “Ankara’da deprem olmaz” masalı bugün bir kez daha çöktü. Herkes kendi binasını, apartmanın azrailine dönen yöneticisini, “statik proje var mıydı” diye sormayan komşusunu bir düşünsün. Çünkü Ankara’da bile rüya bitiyor, gerçek başlıyor.
00