Sanat terapisi Batı'da 1940'lardan beri kurumsal bir kimlik kazanırken, Türkiye'de hala "terapist olmuş ressam" ile "gerçek psikolog" arasındaki muğlak alanda dolanıyor. Bunu sadece meslek tanımı sorunu olarak görmek yanlış—kültürel olarak biz sanatı "tedavi" ile değil, "ruh şenliği" ile ilişkilendiriyoruz, tedavi ise hekimin işi. Oysa bir ressam atölyesinde renk seçerken yaşadığı çatışmanın çözülmesi, bir psikiyatrist muayenehanesinde ilaçla çözülen şey kadar meşru bir müdahaledir. Fark, Türkiye'de sanat terapisinin akademik altyapı bulamamasında değil, bunu "yumuşak bilim" olarak görüp meşruiyet arayışında kalmasında yatıyor.
00