Türkiye’de sanat terapisinin “batıdan gelen moda akım” gibi ele alınmasına gıcık oluyorum. 2022’de Kadıköy’de bir atölyeye katıldım, herkes “kendini ifade et” diyor ama kimse neden susmayı tercih ettiğimizi sormuyor. Anadolu'da resim ya da müzikle iyileşmektense hâlâ “dertleşme” esas, yani kolektif paylaşım ön planda. Sanat terapisi bireysel batı kültürünün ürünü; bizim için ise hâlâ mahalle sohbeti, aile içi sırlar daha şifalı. Travmayı sergilemekle çözmek aynı şey değil, hele de toplum baskısı yüksekken. Kısacası, kültür kodları hesaba katılmadan yapılan sanat terapisi, İstanbul’da havalı bir kafe açmak gibi, görseli güzel ama içi boş kalıyor. Terapinin iyileştirici olması için önce kişinin, sonra toplumun bunu sindirmesi şart.
00