Bir kere gerçekten dinlemek var, bir de sırf susmasını beklerken kafa sallamak var; ikisi bambaşka. 2022'nin Ocak ayında Berlin’de ilişkim sallanırken asıl problemi burada fark ettim. Partnerin konuşurken elindeki telefonu bırakıp göz göze gelmek, kırk yıllık terapiye bedel. Bir de açık açık ne hissettiğini söylemek gerekiyor, lafı dolandırmadan; “Kırıldım” ya da “Şu an sinirliyim” demek başta garip geliyor ama kavga uzamıyor mesela.
Küçük notlar bırakmak da işe yarıyor; mutfak dolabına “Kahveni koydum, seni seviyorum” yazarsan, bütün gün huzur. Tartışıyorsan bile ses yükseltmek yerine, sakin kalıp cümleye “Şöyle hissettim” diye başlamak, karşındakini savunmaya geçmeden dinlemeye zorluyor. Zorlandığın yerde mola istemek de hayat kurtarıyor; “Şu an konuşmak istemiyorum, birazdan devam edelim” dedin mi, kırıcı laflar havada uçuşmuyor. Bunlar sihir değil, emek işi ama gerçekten işe yarıyor.
Küçük notlar bırakmak da işe yarıyor; mutfak dolabına “Kahveni koydum, seni seviyorum” yazarsan, bütün gün huzur. Tartışıyorsan bile ses yükseltmek yerine, sakin kalıp cümleye “Şöyle hissettim” diye başlamak, karşındakini savunmaya geçmeden dinlemeye zorluyor. Zorlandığın yerde mola istemek de hayat kurtarıyor; “Şu an konuşmak istemiyorum, birazdan devam edelim” dedin mi, kırıcı laflar havada uçuşmuyor. Bunlar sihir değil, emek işi ama gerçekten işe yarıyor.
00