Bazen sabah işe giderken termosun içine sevdiği kahveyi koymak, akşam eve dönerken cebine sakız atmak, kırmızı ışıkta elini tutmak... Bunlar öyle büyük jestler değil, ama ayakta tutan şey tam da bu ufak hareketler. Geçen hafta Kadıköy'de bir kafede iki yaşlı çift gördüm; kadın adamın ceketinin kolunu düzeltti, adam da gözlüklerini kadına uzatıp “sen sil daha iyi oluyo” dedi. Sevgi dediğin, yıldönümü hediyelerine filan ihtiyaç duymuyor çoğu zaman; gündelik küçük şefkat patlamaları yetiyor. Sorun şu: İnsan bunlara alışınca, kaybolduğunda eksikliği kemik gibi sızlıyor. Sadece sevgili ilişkisi de değil, arkadaşlıkta bile minik jestler birikince gerçek bağ oluşuyor. Acaba herkes kendi hayatında bu detaylara gerçekten dikkat ediyor mu? Çünkü bunlar olmadığı anda ilişki çöl gibi kupkuru kalıyor.
00