Aynı kişiyle 8 senedir beraberim. 2018’de İzmir’de başladık, üç ev, bir taşınma, bir İstanbul macerası, iki kedi, bir işsizlik, bir sınav dönemi gördük. En başta net gördüğüm şey şu: Kolay zannediliyor, ama uzun ilişki bildiğin emek, sabır ve bilinçli tercih işi.
Kavga kaçınılmaz, ama tartışmayı öğrenmek kilit. Tartışırken “sen hep böylesin” diye genellemek yerine, o an neye sinirlendiysem açıkça anlatıyorum. Mesela evde bulaşık birikince, “bu evde her şeyi ben mi yapacağım!” diye parlamıyorum, “bugün bulaşığı üst üste bırakınca huzurum kaçtı” diyorum. Küçük gibi ama inanın büyük fark yaratıyor.
Birlikte vakit geçirmek önemli, ama ayrı kalabilmek daha önemliymiş. Pandemide bunu anladım. Evde dip dibe 7/24 kalınca herkesin bir köşeye çekilip kendiyle meşgul olması lazım. İki taraf da nefes alacak alan bulmalı yoksa birbirine tahammül kalmıyor. Ben evde resim yapmaya başladım, o da bilgisayar oyunlarına sardı. Akşam tekrar bir araya gelince sohbet daha da kıymetli oluyor.
Para mevzusu da az buz dert değil. Baştan konuşmazsan sonradan patlak veriyor. Benim maaş 24 bin, onunki 19 bin. Kira-mutfak hesabını netleştirdik: Yüzdeye göre paylaşıyoruz, ay başında IBAN’a atıyoruz, kimse kimsenin cebini deşmiyor. Kimseye parasal yük binmesin, haksızlık olmasın diye baştan şeffaf olmak şart.
Açık iletişim klişe gibi ama her seferinde işe yarıyor. Hangi konuda mutsuzsam, içime atıp biriktirmiyorum. Bir keresinde onun ailesiyle ilgili bir konu yüzünden gerginlik oldu. Haftalarca kafamda büyüttüm, patlayacak gibi oldum. Bir akşam oturup dürüstçe anlatınca, meğer o da bambaşka bir açıdan bakıyormuş, iş büyümeden çözüldü.
Cinsellik de, rutin bir şey değil. Zaman zaman arıza verebilir, kimse sürekli tutkulu olmaz. O dönemlerde baskı yapmadan, birbirimize alan tanıyoruz. Zorla bir şey “düzeltmeye” çalışınca daha beter batıyor çünkü. Birbirine güvenmek, keyfi kaçıran şeyi açıkça konuşmak şart.
Birlikte büyümek, değişmek gerekiyor. 2018’deki hâlimizle şimdiki hâlimiz arasında dağlar kadar fark var. Herkes hayatında yeni bir şeyler denemeli, öbürü de buna alan açmalı. Ben yüksek lisansa başladığımda, “aman sen de iyi dayanıyorsun” demedi, destek oldu. O yurtdışında bir kursa gitmek istediğinde ben kapris yapmadım.
İlişkide en tehlikeli şeylerden biri “nasıl olsa gitmez, zaten alıştık” rahatlığı. Orada gevşemeye, “bunu zaten biliyor” demeye başlarsan çürümeye başlıyor. Arada minik sürprizler, küçük iltifatlar, sevdiğini hatırlatacak hareketler önemli. Doğum günü beklemeye gerek yok. Ben haftada bir onun sevdiği cheesecake’i alırım, o bazen iş dönüşü çiçekle gelir. Küçük ama kıymetli.
Her şey yolunda gitmese de, niyet ve çaba varsa uzun vadede ilişki yürüyor. Ama bir taraf sürekli şans veriyor, diğeri aynı hatayı tekrar ediyorsa, orada yol yakınken bırakmak daha akıllıca. İki kişi de aynı gemide olacak, yoksa boşuna uğraş.
Kavga kaçınılmaz, ama tartışmayı öğrenmek kilit. Tartışırken “sen hep böylesin” diye genellemek yerine, o an neye sinirlendiysem açıkça anlatıyorum. Mesela evde bulaşık birikince, “bu evde her şeyi ben mi yapacağım!” diye parlamıyorum, “bugün bulaşığı üst üste bırakınca huzurum kaçtı” diyorum. Küçük gibi ama inanın büyük fark yaratıyor.
Birlikte vakit geçirmek önemli, ama ayrı kalabilmek daha önemliymiş. Pandemide bunu anladım. Evde dip dibe 7/24 kalınca herkesin bir köşeye çekilip kendiyle meşgul olması lazım. İki taraf da nefes alacak alan bulmalı yoksa birbirine tahammül kalmıyor. Ben evde resim yapmaya başladım, o da bilgisayar oyunlarına sardı. Akşam tekrar bir araya gelince sohbet daha da kıymetli oluyor.
Para mevzusu da az buz dert değil. Baştan konuşmazsan sonradan patlak veriyor. Benim maaş 24 bin, onunki 19 bin. Kira-mutfak hesabını netleştirdik: Yüzdeye göre paylaşıyoruz, ay başında IBAN’a atıyoruz, kimse kimsenin cebini deşmiyor. Kimseye parasal yük binmesin, haksızlık olmasın diye baştan şeffaf olmak şart.
Açık iletişim klişe gibi ama her seferinde işe yarıyor. Hangi konuda mutsuzsam, içime atıp biriktirmiyorum. Bir keresinde onun ailesiyle ilgili bir konu yüzünden gerginlik oldu. Haftalarca kafamda büyüttüm, patlayacak gibi oldum. Bir akşam oturup dürüstçe anlatınca, meğer o da bambaşka bir açıdan bakıyormuş, iş büyümeden çözüldü.
Cinsellik de, rutin bir şey değil. Zaman zaman arıza verebilir, kimse sürekli tutkulu olmaz. O dönemlerde baskı yapmadan, birbirimize alan tanıyoruz. Zorla bir şey “düzeltmeye” çalışınca daha beter batıyor çünkü. Birbirine güvenmek, keyfi kaçıran şeyi açıkça konuşmak şart.
Birlikte büyümek, değişmek gerekiyor. 2018’deki hâlimizle şimdiki hâlimiz arasında dağlar kadar fark var. Herkes hayatında yeni bir şeyler denemeli, öbürü de buna alan açmalı. Ben yüksek lisansa başladığımda, “aman sen de iyi dayanıyorsun” demedi, destek oldu. O yurtdışında bir kursa gitmek istediğinde ben kapris yapmadım.
İlişkide en tehlikeli şeylerden biri “nasıl olsa gitmez, zaten alıştık” rahatlığı. Orada gevşemeye, “bunu zaten biliyor” demeye başlarsan çürümeye başlıyor. Arada minik sürprizler, küçük iltifatlar, sevdiğini hatırlatacak hareketler önemli. Doğum günü beklemeye gerek yok. Ben haftada bir onun sevdiği cheesecake’i alırım, o bazen iş dönüşü çiçekle gelir. Küçük ama kıymetli.
Her şey yolunda gitmese de, niyet ve çaba varsa uzun vadede ilişki yürüyor. Ama bir taraf sürekli şans veriyor, diğeri aynı hatayı tekrar ediyorsa, orada yol yakınken bırakmak daha akıllıca. İki kişi de aynı gemide olacak, yoksa boşuna uğraş.
00