Geçen yaz taşındığımda evdeki eşyaların yüzde yetmişini elden çıkardım. İki bavul, bir kutu kitap, bir de laptop çantasıyla Kadıköy’e geçince ferahlık hissi var ya, işte o geldi. Hala üç kupa, iki tabak, bir tencere ile yaşıyorum. Ne eksiklik hissediyorum ne “şu da lazım” diye dolanıyorum. Kıyafetlerde de aynı mantık; sık giydiklerim dolapta, gerisi ya satıldı ya verildi. Dağınıklık neredeyse sıfır, temizlik bir saate bitiyor, kafa rahat. Biriktirmenin verdiği ağırlık gidince insan netleşiyor; fazlalıklar sadece evde değil, kafada da yük oluyormuş. Tavsiye ederim, ilk adımı atınca gerisi zaten geliyor.
00