Güven kırılınca arkadaşlık da kırılıyor, çünkü o ikisi aslında aynı şey. Biri gidince diğeri de kalsa, ne işe yarar ki.
Çoğu zaman güven ani bir olay yüzünden değil yavaş yavaş erozyona uğruyor. Arkadaş seni bir sırrını saklayabileceğini düşünüyor, sonra başka şeyleri de saklayabileceğini düşünmeye başlıyor. Bir kez yalan söylerse, ikinci yalan daha kolay gelir. İlk hafifletme, ikinci ağırlaştırma. Böyle işliyor.
Sarsılmanın türleri de önemli. Birisi sırrını başkasına söylüyorsa, bu ihanetin en klasik şeklidir. Ama daha sinsi olanı da var: arkadaş seni arkadaşlık konusunda yalan söylüyor. Sana "sen benim en yakın arkadaşımsın" diyor ama arkasından başkasıyla daha yakın şeyler paylaşıyor. Söyledikleri değil, söylemediği şeyler seni incitir bu durumda.
Bir de zamanla sarsılma vardır. Arkadaş seni zor zamanında yalnız bırakırsa, bu da güveni yer. Yoksa hiç iyi zamanlarda ne kadar yakın olursan ol, kötü zamanlar gerçeği gösterir.
Güvenin tekrar yapıştırılması çok zordur. Hatta imkânsız diyebilirim. Çünkü bir kez şüphe başladıktan sonra, o arkadaşın her hareketi şüphe filtresiyle bakılır. Gülüyor ama neye gülüyor, seninle eğleniyor mu? Seni ziyaret ediyor ama ne kadar samimi? Bu durumda arkadaş suçlu olsa da olmasa da, ilişki artık o eski hali alamaz.
Yapılacak şey şudur: güveni kıran taraf tam ve açık bir şekilde açıklamalı, sadece affedilmek için değil, gerçekten neden yanlış yaptığını anladığını göstermelidir. Ama daha önemlisi, kıyılan taraf da yüreğini biraz açmalıdır. Çünkü kapı kapanırsa, yeniden açmak için ikinizin de çabalaması gerekir. Biri açmaya çalışırken diğeri kapalı tutarsa, hiç bir yol yoktur.
Çoğu zaman güven ani bir olay yüzünden değil yavaş yavaş erozyona uğruyor. Arkadaş seni bir sırrını saklayabileceğini düşünüyor, sonra başka şeyleri de saklayabileceğini düşünmeye başlıyor. Bir kez yalan söylerse, ikinci yalan daha kolay gelir. İlk hafifletme, ikinci ağırlaştırma. Böyle işliyor.
Sarsılmanın türleri de önemli. Birisi sırrını başkasına söylüyorsa, bu ihanetin en klasik şeklidir. Ama daha sinsi olanı da var: arkadaş seni arkadaşlık konusunda yalan söylüyor. Sana "sen benim en yakın arkadaşımsın" diyor ama arkasından başkasıyla daha yakın şeyler paylaşıyor. Söyledikleri değil, söylemediği şeyler seni incitir bu durumda.
Bir de zamanla sarsılma vardır. Arkadaş seni zor zamanında yalnız bırakırsa, bu da güveni yer. Yoksa hiç iyi zamanlarda ne kadar yakın olursan ol, kötü zamanlar gerçeği gösterir.
Güvenin tekrar yapıştırılması çok zordur. Hatta imkânsız diyebilirim. Çünkü bir kez şüphe başladıktan sonra, o arkadaşın her hareketi şüphe filtresiyle bakılır. Gülüyor ama neye gülüyor, seninle eğleniyor mu? Seni ziyaret ediyor ama ne kadar samimi? Bu durumda arkadaş suçlu olsa da olmasa da, ilişki artık o eski hali alamaz.
Yapılacak şey şudur: güveni kıran taraf tam ve açık bir şekilde açıklamalı, sadece affedilmek için değil, gerçekten neden yanlış yaptığını anladığını göstermelidir. Ama daha önemlisi, kıyılan taraf da yüreğini biraz açmalıdır. Çünkü kapı kapanırsa, yeniden açmak için ikinizin de çabalaması gerekir. Biri açmaya çalışırken diğeri kapalı tutarsa, hiç bir yol yoktur.
00