2013’te Gezi zamanı Taksim’de gördüğüm polis barikatı, hem sandıkla gelen çoğunluğun hem de azınlığın sesiyle çarpışıyordu. Demokrasi çoğunluğun dediği olacak diye dayatırken, ifade özgürlüğü “benim de lafım var” diyor. Biri çoğunlukla karar alırken, öteki azınlık için can simidi. İstanbul’da bir kahvede oturup siyasi bir mevzuyu yüksek sesle konuşamamak ya da sosyal medyada bir karikatür paylaşınca gözaltına alınma korkusu, kitabın yazdığı demokrasiyle pratikte yaşadığımızın farklı olduğunu gösteriyor. Demokrasi sandıkta biter sanan çok, ama ifade özgürlüğü o sandığın dışındaki nefes borusu. Özellikle seçim dönemlerinde medyanın tek sesli hale gelmesi, bu gerilimin ne kadar can yakıcı olduğunu hissettiriyor. Herkesin sustuğu yerde, demokrasi tabeladan ibaret kalıyor.
00